sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2014 Pazar

Necip Fazıl Kısakürek anılıyor

Necip Fazıl Kısakürek, doğumunun 110. yılında mezarı başında anıldı.

Eyüp Belediyesi tarafından Kısakürek için Eyüp Sultan Mezarlığı'ndaki kabri başında anma töreni düzenlendi.

Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başlayan törende konuşan Eyüp Belediye Başkanı Remzi Aydın, Kısakürek ile vefatından 2 yıl önce tanışma fırsatı olduğunu belirterek, "Biraz 'asabi ihtiyar' profili çiziyordu. Biraz çekinerek konuşuyorduk. Ancak zaman geçtikçe müthiş bir merhamet sahibi olduğunu, müthiş bir sevgi halesi içerisinde olduğunu müşahede ettim" dedi.

Kısakürek ile yaptığı her görüşmeden çok fazla istifade ettiğini dile getiren Aydın, usta şairin "Sultan-ı Şuara" (şairler sultanı) unvanına sahip olduğunu ifade etti.

Aydın, Kısakürek gibi şairlerin sadece şair olmadığını, aynı zamanda büyük mütefekkirler olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Şairler, düşünce dünyamızı genişleten, önümüzü bizlere gösteren kişilerdir. Necip Fazıl üstadımız da bu anlamda bir önderdir. Ashabın yıldızlarından bir tanesidir. Dolayısıyla bu törenleri ritüel boyutundan çıkarıp, daha öte bir anlama taşımamız gerekiyor. Bu değerlerimizin bizim düşünce dünyamızda ve elbette ki, medeniyet dünyamızda açtığı çığırları hissetmemiz, müşahede etmemiz ve bunları zenginleştirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Umarım bu törenler, bunlara vesile olur. Gençlerimizin ve mevcut nesillerimizin üstadın eserlerini didik didik etmelerini şiddetle tavsiye ediyorum."

Konuşmaların ardından, gazeteci-yazar Ali Erkan Kavaklı da Kısakürek'in hayatına ve eserlerine ilişkin bilgi verdi.

22 Nisan 2014 Salı

Nurgül Yeşilçay: Nuh filmini yasaklayalım gitsin.

Yeşilçay birçok ülkede yasaklanan ve Türkiye'de de yasaklanması için başvuruda bulunulan filmi yoğun bir şekilde eleştirdi ve filmin Sırlar Dünyası adlı yapımdan hallice olarak tanımladı. 

İşte yeşilçay'ın filmle ilgili attığı tweetler:
Nurgül Instagram‘ı salladı
Nurgül ve Drogba birlikte...
İki lafı bir araya getiremeyen asalak!
Nurgül‘den tehlikeli yakınlaşma!
O yanlışlık çileden çıkarttı!
Nurgül Yeşilçay'ın Instagram halleri

14 Nisan 2014 Pazartesi

Yarışmada soyundu gögüsleri ile resim yaptı.

Göğüsleriyle resim yapan kız ülkeyi karıştırdı! -video izle

Tayland'ın Yetenek Sizsiniz yarışmasına katılan genç kız, göğüslerine buladığı boyayla sahnedeki tuvale resim çizdi.

Göğüsleriyle bir takım nesneleri kıran, göğüslerinden ses çıkaranları gördük ama bu kez durum biraz daha farklı. Genç kız göğüsleriyle resim çiziyor.

Tayland'ın Yetenek Sizsiniz yarışmasına katılan genç kız, göğüslerine buladığı boyayla sahnedeki tuvale resim çizdi. Jürinin ve seyircilerin şaşkın bakışları altında resmini tamamlayan kızın performansı, ülkede de ortalığı birbirine kattı. Tayland'ın Kültür Bakanlığı programın yapımcılarından durum ile ilgili açıklama istedi.


20 Mart 2014 Perşembe

Bursa da Mini etekli kadın heykeline saldırı

Bursa'nın merkez Nilüfer İlçesi'nde, 2013 yılında gerçekleştirilen, "Uluslararası Kuzgun Acar Heykel Sempozyumu" kapsamında Güney Koreli Sanatçı Weongeun Kim tarafından yapılan ve Yüzüncüyıl Mahallesi'ndeki Özlüce Parkı önüne yerleştirilen "Gerçek Aşk " isimli mini etekli kadın heykeli, iddiaya göre ayak kısımları kırılarak yerinden sökülmek istendi. Zarar gören heykel, Nilüfer Belediyesi tarafından depoya kaldırılırken, onarımı için Güney Koreli sanatçı ile iletişime geçildi.

Heykelin hasar görmesi, Nilüfer Belediyesi tarafından sosyal paylaşım sitesi Facebook'taki "Nilüfer Sanat" sayfasında duyuruldu. Saldırının 17 Mart'ta yapıldığı bildirilen açıklamada, "2013 yılı Eylül ayında gerçekleştirdiğimiz 'Uluslararası Kuzgun Acar Heykel Sempozyumu' kapsamında Güney Koreli sanatçı Weongeun Kim tarafından yapılan ve Yüzüncüyıl Mahallesi Özlüce Park önüne yerleştirilen ‘Gerçek Aşk' isimli heykellere zarar verildiği ve yıkılmaya çalışıldığı tespit edilmiştir. Emniyet tarafından gerekli işlemler başlatılmış olup konuyla ilgili bilgi ve duyum sahibi vatandaşların bize Konak Kültürevi'ne ulaşmalarını rica ederiz" denildi.

Bu arada, bölgedeki esnaf ise heykelin hasar görmesine neden olan olayın, bir aracın çarpması sonucu meydana geldiğini öne sürdüler. Nilüfer İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından çevredeki güvenlik kameraları da incelemeye alınarak soruşturma sürdürülüyor.

Geçtiğimiz yıl yapılan sempozyumun ana teması "Özgürlük" olarak belirlenmiş ve heykellerin açılışı "Nilüfer'in özgür sokaklarına özgürlük heykelleri" sloganıyla gerçekleştirilmişti. Nilüfer Belediyesi yetkilileri, zarar gören heykelin Nilüfer Belediyesi deposuna kaldırıldığını belirterek, "Sanatçı ile iletişime geçildi. Onarımı için yanıt bekleniyor. Onarımdan sonra tekrar yerine koyacağız" dedi.

17 Mart 2014 Pazartesi

Sibel Kekilli kimi çıplak görmek istiyor.

Sibel Kekilli: Game of Thrones’da daha çok erkek soyunmalı

Dünyaca ünlü Game of Thrones dizisinin Türk asıllı Alman yıldızı Sibel Kekilli, dizinin Londra’daki basın tanıtımında bir gazetecinin, “Dizide erkeklerin de soyunmasını ister miydiniz?” sorusuna, “Elbette. Neden hep kadınlar çıplak ki bu dizide? Erkekler de soyunmalı. Tabii yakışıklı olanları kastediyorum. Conleth Hill, Nikolaj Coster-Waldau ve Peter Dinklage’ı çıplak görmeyi isterim” dedi.

33 yaşındaki oyuncu sözlerine şakayla karışık bir şekilde, “Senaryo yazarları David Benioff ve Dan Weiss ile konuşacağız” diyerek devam etti.

Dizide hayat kadını Shae’yi canlandıran Kekilli’den önce rol arkadaşı Carice van Houten da oldukça fazla cinsellik sahnesi içeren Game of Thrones’da erkek oyuncuların da soyunması gerektiğini söylemişti.

22 Ocak 2014 Çarşamba

Nuri İyem Ödülü Albina Onay'ın


Gümüş tepsilerde raks eden kadın
Albina Onay, işletme mezunu bir ressam. Şimdilerde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde öğrenimine devam ediyor. Ama sanatını çoktan camiaya duyurdu bile.


* Rusya’da dünyaya gelmiş olmanın nasıl bir etkisi var üzerinizde. Neler kaldı aklınızda oradan?

- Otoritenin annede olduğu bir ailede büyüdüm. Babam spor kompleksi başkanıydı ve biz de zamanımızın çoğunu kompleksin bulunduğu nehir kıyısında geçirirdik. Ailem demir perde ülkesinde büyüdüğü için bize sahip olunabilecek tüm imkânları sunmaya çalışırdı. Annem alışveriş için Moskova’ya giderdi. Ben de uzun uzun sipariş listesi hazırlardım. Annem onları hâlâ saklar. Yumuşak uçlu bir kalem, muz, portakal, sakız gibi numaralandırılmış satırlar bulunmaktaydı. Şimdi onları okuduğumda gülümsüyorum...

* Türkiye ile bağlantınız nereden geliyor?

- Annem tekstille uğraşıyordu ve iş için İstanbul’a sık seyahat ediyordu. Bir keresinde ben de ona eşlik ettim ve o sürede eşimle tanıştım. Sonra da Türkiye’de yaşamaya karar verdim.

* Resme olan merakınız ne zaman başladı? Ailede sanatla ilgilenen kimse var mıydı?

- Resim eğitimim 8 yaşımdayken, beş yıllık çocuk sanat okuluna giderek başladı. Yaşadığım şehirde resim eğitimi veren üniversite yoktu. Bu sebeple başka şehre gitmem gerekiyordu. Babamın buna karşı çıkmasıyla resim eğitimime ara vermek zorunda kaldım. Ama kağıt kalem elimden hiç düşmedi. Resim ve edebiyat birbirinden uzak gösterilir. Ama ben annemin edebiyat tutkusunun beni romanlardaki kurgusal hayatları ve karakterleri betimlemeye teşvik ettiğini düşünüyorum.


Her kız gibi balerin olmayı hayal ettim

* Babanız şehir değişikliğine karşı çıkınca Samara Ekonomi Üniversitesi’nde öğrenim görmüşsünüz. Konservatuvarı hiç aklınızdan geçirmediniz mi?

- Evet, ülkedeki rejim değişikliğinden sonra yeni popüler eğitim dalları çıktı. Annemin isteği doğrultusunda Samara Ekonomi Üniversitesi’nde İşletme Bölümü’nü bitirdim. Elbette ben de her kız gibi balerin olmayı hayal ettim. Ama insan belli bir yaşta kendini tanıyabiliyor ve deneyimleriyle nelerin mutluluk verdiğine karar veriyor. Sosyal, kültürel ve popüler birikimim bana resim sanatıyla daha özel bir dünyaya sahip olduğumu gösterdi. Resim sanatı benim gerçek ve hayal arasındaki çizgim...

* Sonra Türkiye’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne giriyorsunuz. Resim eğitimi için geç kaldığınızı düşünüp, hiç ‘keşke’ dediniz mi?

- Evet, 2006 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne girdim. Henüz mezun olmadım. Şu an devre sınavına hazırlanıyorum. Ekonomi Üniversitesi bilinçsiz bir seçim olmuştu, daha doğrusu ailemin kararını yerine getirmiştim. ‘Keşke’ dediğim tek konu, profesyonel sanat hayatıma daha geç başlamış olmam.


Ruhun gelişimini sanat yapıtında şekillendirmek

* Resminizi nasıl tanımlıyorsunuz?

- Herkes bir sınıflandırma bekliyor. Ama insanın kendini sınıflandırması biraz zor. Resmimi, ‘çağdaş figürasyon’ veya ‘yapı bozumlu figürasyon’ gibi adlandırabilirim. Özellikle konstrüktif bir altyapının etkileri resmimde varlığını sürdürüyor. İşlerimde beden ve hatta tenin varlığının yeniden anımsansanmasını sağlamak uğruna mekânı geometrik elemanlarla parçalamayı seçiyorum. Ayrıca resimlerimde hız unsurunu çağrıştıran ritim tekrarlarına sıkça rastlanıyor.

* Geleceğe dair planlarınız neler?

- Öncelikle okulumdan mezun olup yüksek lisansımı tamamlamak istiyorum. Yakın zamanda kişisel sergimi açmayı planlıyorum. İnsan ruhunun gelişimini sanat yapıtı üzerinde şekillendirmenin nasıl mümkün olduğunu aradığım resim hayatıma başarıyla devam etmek istiyorum.

* Yerli ve yabancı meslektaşlarınızdan kimleri beğeniyorsunuz?

- Birçok sanatçıyı beğeniyorum. İlk aklıma gelenler Velasquez, Cezanne, Rembrandt. Çağdaş sanatçılardan ise Peter Doig, Cecily Brown, Neo Rauch...


Kadın bedeni hoşluk imgesi değildir

Eserin adı ‘Döngü’. Kadına bakışın döngüsel tekrarı ya da kadının stereotip gibi algılanmasına eleştirel bir vurgu olarak özetlenebilinir. Bu çalışmamda kadın bedeninin bir hoşluk imgesi olarak algılanmasının döngüsü vurgulanıyor. Özellikle kadın bedeni üzerine oluşturulan önyargının tekrarlanmasını vurgulamak amacıyla bu ismi vermeyi tercih ettim.  


‘Çocuk da yaparım, kariyer de’

Resmimde kadının mahrem dünyasından anlık bir kesit görülüyor. Özellikle çalışma hayatına dahil olmuş kadınların işlerine gitmeden önceki hazırlık anlarını anımsayalım. Telaşla duşunu almış ve aynada sokakta taşıyacağı yüzü yapılandırmadan önceki en doğal haline son bir bakış var. Burada kendine olan bakışla seyirlik bir harem sahnesindeki kadın bedenini çağrıştıran mekân elemanları arasındaki çelişki anımsanabilir. Genel kabullerdeki etli butlu bir çıplak kadın izleyicinin haz alabileceği gibi kurgulanmıştır. Mütevazı bir evin banyosunu çağrıştıracak kare planlı duvar ve tavanlar yerine; kubbe çağrışımı yapan elemanları seçerek bir Türk hamamı simülasyonu yapmaya çalıştım. İzleyeyiciler sanki oryantalist bir resimdeki çıplağı, Nâzım’ın bir şiir dizesindeki gibi ‘gümüş tepsilerde rakseden kadın’ olarak gözetlemeye devam ederler. Oysa o kadın hayatın içine kendi iradesiyle katılan popüler söylemdeki ‘Çocuk da yaparım, kariyerde’ diyen günümüzün güçlü kadınıdır.

Ezgi ATABİLEN