sağlık haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2021 Perşembe

Ayak kokusu neden olur? Çözüm yolu nedir?

Ayak kokusu neden olur? Ayak kokusu nasıl giderilir…

Ayak kokusuna neden olan başlıca etmenlerin başında ayakkabı geliyor. Uzun süre ayakkabı içerisinde duran ayakların terlemesi ve hava almaması kokuya neden olabiliyor. Günümüzde çok sayıda kişinin yaşadığı ayak kokusu sorununu birkaç pratik yöntemle ortadan kaldırabilirsiniz. İşte ayak kokusuna kesin çözüm önerileri.

Çoğumuzun yaşadığı ayak kokusu yaşamı olumsuz etkilemektedir. Ayak kokusu iş temposunun koşuşturmacasında ve özellikle yaz aylarında sıcakların artması ile daha büyük bir sorun haline gelmektedir. Troid bezlerinin fazla çalışması ter bezlerini aktifleştirerek hem vücutta hem ayaklarda koku oluşumuna sebep olmaktadır. Aynı zamanda stres, şeker hastalığı ve kullanılan bazı ilaçlardan dolayı ayak kokusu oluşabilmektedir. Suyun vücudumuz için önemi çok büyüktür. İçilen su miktarımızı arttırmak ayak kokusunu azaltmaya yardımcı olacaktır.

AYAK KOKUSUNA KESİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Seçeceğimiz ayakkabılar ayak kokusunu büyük ölçüde etkileyebilir bu nedenle önceliğimiz doğru ayakkabı seçimi olmalıdır. Nemi içine hapseden ayakkabılar yerine daha çok hava alan ayakkabılar giyinmemiz çok daha doğru bir seçim olacaktır. Seçeceğimiz ayakkabının tabanın naylon olması kokuyu tetikleyen bir neden olacaktır. Her gün aynı ayakkabıyı giyinmek de ayakların kokmasına davetiye çıkaracaktır. Bu nedenle ayakkabılarımızı sıklıkla değiştirmeli ve ayaklarımızın hava almasını sağlamalıyız. Haftalık ayak bakımızı evimizde kendimiz basit ve doğal yollarla yapabiliriz. Ilık su doldurduğumuz bir kovaya 2 yemek kaşığı karbonat ekleyerek ayaklarımızın derinlemesine temizliğini sağlayabiliriz. Ayaklarımız bu pratik bakımla ölü derilerden arınacak ve ayakların oksijen alması ayak kokusunu azaltmaya yardımcı olacaktır. Ayaklarımızda mantar gibi problemler var ise doktorumuzun vereceği kremleri bakım sonrası ayaklarımıza uygulayabiliriz. Genellikle kadınlar topuklu ayakkabı giyindiğinde çorapsız giyinmeyi tercih ederler. Çıplak ayaklarla ayakkabı giyinmekte hoş olmayan kokulara neden olmaktadır. Bunun da önüne ince bir babet veya külotlu çorap giyinerek geçmeniz mümkün olabilir.

Giydiğiniz çorapların pamuklu olması ayaklarınızı rahat ettirirken hem de terlemesinin önüne geçecektir.

19 Mayıs 2021 Çarşamba

Genç kalmanın sırları nelerdir?


Hepimizin aklındaki temel soru: “Genç kalmak veya Yaşlanmayı tersine çevirmek mümkün mü?” Aslına bakarsanız yanıt; “Evet, mümkün!”



İlk kez bir Türk doktor, Amerikan Estetik Medikal Akademisi tarafından kabul edildi ve eğitim aldı.
Bir ilki gerçekleştiren ve Kasım ayında eğitimini tamamlayarak mezun olacak olan Dr. Alp Mamak; eğitimi sırasında edindiği estetik medikal tedavilerin anti-aging ve güzel yaşlanma yaklaşımlarını değerlendirdi ve popüler bakış açılarını bizlerle paylaştı.

Anti-Aging tarzını hayatımıza yerleştirmek için 10 basit alışkanlık edinmek yeterli... İşte Mamak'ın önerileri...

Su için

Daha fazla su için. Unutmayın ki su hayat kaynağıdır ve vücudumuzun % 50 ila 60’ı sudan oluşur. Susuz kalmanın belirtilerini hatırlatarak kendinizi takip etmenize yardımcı olayım; baş ağrısı, enerji düşüklüğü, yorgunluk, eklem ve kas ağrıları. Günlük yalnızca 8 bardak su içerek sağlık ve enerjinizde büyük bir ilerleme sağlayabilirsiniz. Eğer susuz kalırsanız hem organlarınız hem cildiniz daha hızlı yaşlanacaktır. Yaşlandıkça susama mekanizmasının bozulduğunu, çay-kahve gibi içeceklerin susamayı azalttığını ama aynı zamanda susuzluğu arttırdığını unutmayın ve susamayı beklemeksizin su içme alışkanlığını geliştirin.

6 öğün beslenme

Günlük en az 6 öğün yapın. 3 ara ve 3 ana öğün. Çoğu insan sabah kahvaltısı yapmaz ve öğlen yemeğini ise geçiştirir akşamsa geç yenen ağır bir akşam yemeği ile sonuçlanır. Gün boyu kalori azaltmak için yapılan bu davranış ne yazık ki yavaşlamış bir metabolizma ile tartıda kendini gösterir. Daha da kötü olan yeterli ve gerekli besini alamayan vücut daha fazla stres hormonları salgılayarak yaşlanmanızı hızlandırır. Metabolizma aldığı kadar yakma alışkanlığı olan bir makineye benzer, az öğün yapmak metabolizmayı yavaşlatır. Yavaşlayan metabolizma ise kilo almanıza neden olur. Böylesine bir beslenme yalnızca kilo almanıza değil, aynı zamanda kas ve kemik gibi sağlık dokuların azalmasına ve yağ ve ödem dokusunun ise artmasına neden olur. Vücudunuzun sizin aleyhinize değil, sizin için çalışmasını sağlayabilirsiniz. Kural çok basit; gün boyunca 3 saatten fazla aç kalmayın. Akşamın ana öğün olması genel alışkanlığınız da olsa bunu değiştirebilirsiniz; unutmayın bu kolay olmayacaktır ve bir günde olmayabilir, sabırlı olun.

Lif çok önemli

Sağlıklı ve genç kalmanızı sağlayan bir beslenme liften zengin olmalıdır. Günlük beslenmenizin % 60 civarının meyve, sebzeler, tam buğday, çavdar ve tahıl ürünleri, kabuklu pirinç gibi çok lifli işlenmemiş karbonhidratlardan oluşmasına dikkat edin. Yalnızca 1 çorba kaşığı civarı ve beslenmenizin en fazla %20 sini geçmeyen bitkisel işlenmemiş yağ ve %15 oranında da protein olmazsa olmazlar. Ancak unutmayın protein denince her ne kadar aklımıza hayvansal gıdalar gelse de; bizi kemik erimesi ve sağlık sorunlarından koruyan esas proteinler; baklagiller, işlenmemiş soya ve ürünleridir. Hayvansal ürünlerden en sağlıklı olanlarsa organik süzme keçi sütü, yoğurdu ve peyniri, yumurta beyazı ve organik köy tavuğudur. Bu lif miktarını ayarlayabilmenin en kolay yolu, 2 ara öğünde az şekerli mevsim meyvesi, sabah kahvaltısında ise işlenmemiş tahıl gevrekleri tercih etmek.

Uyku

Sabah erken kalkın ve akşam en geç saat 12’de uyuyarak en az 7 saat uyku için zaman ayırın. İyi uyunmuş bir gecenin sabahında iyi hissettiğimiz kesin ama iyi bir uyku gerçekten de güzellik uykusudur ve en iyi anti-aging alışkanlıklarından biridir. Uykuda hücrelerin tamir mekanizmaları çalışır. Günlük stres kortisol ve norepinefrin salınımı ile yüzümüz ve organlarımızı yaşlandırır. Bu nedenle bu kötü nörotransmiterlerin vücudumuzdan uzaklaştırılması için iyi bir uyku şarttır. Uyku sırasında gençlik hormonu, ayrıca cilt ve savunma sisteminizi güçlendiren melatonin salınır. Geç saatlerde alınan alkol sisteminize uyarıcı norepinefrin gönderir ve bu da erken saatlerde uyanmanıza neden olur. Yatmadan önce yenen yiyeceklerin gençlik hormonunun salınmasına engel olduğunu unutmayın. Kafein ve tein içeren ürünlerden uzak durmanız gerektiğini ise sanırım hatırlatmama gerek yok.

4 Ocak 2021 Pazartesi

Aşı önce ünlülere vuruldu, ülke karıştı

 Aşı önce ünlülere vuruldu, ülke karıştı

Polonya'da öncelik sıralamasında olmadıkları halde 18 ünlü ismi COVID-19 aşısı yapılması tepkilere neden oldu. Savcılık olayla ilgili soruşturma başlattı.


Polonya’da bazı ünlü kişilere ve siyasetçilere öncelik sıralamasında olmadıkları halde COVID-19 aşısı yapılması, kamuoyunda büyük tepkiye neden olunca olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Yapılan düzenlemeye göre çoğu Avrupa ülkesi gibi aşılama kampanyasına 27 Aralık’ta başlayan Polonya’da aşı öncelikli olarak sağlık çalışanlarına ve ailelerine yapılması gerekiyor. Henüz sağlık görevlilerinin tamamı aşılanmadan, aralarında milletvekili ve eski Başbakan Leszek Miller’in de bulunduğu şarkıcı, oyuncu ve televizyon sunucusu gibi tanınmış 18 kişilik bir gruba aşı yapıldığı ülke basınına yansıdı.

3 Haziran 2020 Çarşamba

Tüm Türkiye Korona ile uğraşırken birde KKKA hastalığı patlak verdi.

Tüm ülke koronayla mücadele ederken Erzincan'da başka bir hastalık patlak verdi! 1 ayda 17 kişi hastanelik oldu

Türkiye, tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını ile mücadele ederken Erzincan'da hortlayan kırım kongo kanamalı ateşi, kentte panik havası oluşmasına sebep oldu. Erzincan'da son 1 ayda 17 kişi, KKKA şüphesiyle tedavi gördü.



TÜRKİYE'DE İLK KEZ 2002'DE GÖRÜLDÜ

Doç. Dr. Faruk Karakeçili, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı, Türkiye'de ilk kez 2002-2003 yılında görülen vakalardan sonra tanındı ve kesin tanı doğrulandıktan sonra ülkemizde birçok bölgeden vakalar bildirildi. Öncelikle Tokat ve Kelkit Vadisi sahasında görülen vakalardan sonra Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı hala varlığını korumakta ve her yıl birçok insanı etkilemektedir. Hastalık Türkiye'nin birçok ilinde görülmektedir. Ancak yoğunluklu olarak vakaların kümelendiği bölgeler; özellikle Orta Anadolu ve Doğu Karadeniz'in Orta Anadolu'ya komşu illeri başta gelmektedir" dedi.

"VAKALARIN DEVAM EDECEĞİ KANAATİNDEYİZ"

Özellikle Kelkit Vadisi sahasında her yıl birçok vaka görüldüğünü belirten Dr. Karakeçili, "Bu vakalar gerek hastanemizde, gerekse çevre illerde takip edilmektedir. Hastalık Erzincan ili ve ilçelerinin kırsal kesimde de yaygın görülmektedir. 2011-2020 yılları arasında hastanemizde her yıl ortalama 30 ile 40 arasında olmak üzere yaklaşık 300 kesin tanı alan hasta takip edilmiş ve 7 hasta kaybedilmiştir. Son 2 yıldır bu sayı biraz azalmakla birlikte yine de 25-30 civarında olmuştur. Hastanemize Erzincan'ın ilçeleri ile birlikte çevre illerden ( Tunceli, Gümüşhane, Bayburt, Giresun, Bingöl) başvurular olmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda genellikle Nisan ayında, hatta bazı yıllar Mart ayından itibaren hasta görmeye başlardık. İlk vakalardan sonra hava şartlarına bağlı olarak özellikle Temmuz sonuna kadar vakaların devam edeceği kanaatindeyiz" şeklinde konuştu.

22 Mart 2020 Pazar

Anne adaylarına yeni tip koronavirüs uyarısı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Özlem Evliyaoğlu Bozkurt, "Gebelerimizin paniğe kapılmadan enfeksiyondan korunmak için genel önerilere uyması yeterli olacaktır. Enfeksiyondan korunmak başlıca amaç olmalıdır" diyerek koronavisten korunmanın yollarını anlattı.



Prof. Dr. Bozkurt, yaptığı açıklamada, gebelik döneminin fizyolojik ve immünolojik değişimlerden dolayı enfeksiyon hastalıkları açısından riskli bir dönem olduğunu, bu nedenle grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının gebelerde daha ağır seyredebileceğini söyledi.

Yeni tip koronavirüs enfeksiyonu ile ilgili bilgilerin şu an için oldukça kısıtlı olduğunu aktaran Bozkurt, bu kısıtlı bilgilerin de özellikle Çin'den bildirilen az sayıdaki vaka serilerine dayandığını söyledi.

Prof. Dr. Özlem Evliyaoğlu Bozkurt, mevcut bilgilerin gebeliğin yeni tip koronavirüs enfeksiyonu açısından ekstra bir risk getirmediği yönünde olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Gebelerimizin paniğe kapılmadan enfeksiyondan korunmak için genel önerilere uyması yeterli olacaktır. Enfeksiyondan korunmak başlıca amaç olmalıdır. Bu önerilerin başında el yıkamaya özen göstermek, kalabalık ortamlardan ve ev ziyaretlerinden kaçınmak, evde mümkün olduğunca dinlenmek, bulunduğu ortamı sık sık havalandırmak, grip benzeri semptomlar olduğunda evin diğer üyeleriyle yakın temasta bulunmamak, havlu gibi özel eşyaları ayırmak, acil durumlar dışında mümkün olduğunca hastane ziyaretlerinden kaçınmak yerinde olacaktır."

"Beklentimiz enfeksiyon saptansa dahi gebelerimizin büyük çoğunluğunun hafif veya orta şiddette grip benzeri semptomlarla atlatacağı yönündedir." diyen Bozkurt, şunları anlattı: "Yeni tip koronavirüs tespit edilen gebelerdeki en sık semptomlar yüksek ateş, öksürük, kas ağrısı, boğaz ağrısı ve halsizliktir. Zatürre gibi ciddi bulguların daha yaşlı, bağışıklık sistemi zayıf ve astım, diyabet gibi eşlik eden kronik hastalığı olan gebelerde görülme olasılığı daha fazladır. Sevindirici olan haber ise şu ana kadar gebelikte yeni tip koronavirüs enfeksiyonundan ölen bir olgu bildirilmemiştir. Çok yeni bir virüs olması nedeniyle anne ve fetusa etkileri de şu an için net değildir. Gebelerde enfeksiyonun düşük riskini arttırdığına dair kanıt yoktur. Gebeliğin son üç ayında erken doğum olguları ve anne karnında bebeğin sıkıntıya düştüğünü bildiren vaka örnekleri vardır. Fakat erken doğumların virüsün etkisi sonucunda mı yoksa hekimlerin annelerin genel durumu nedeniyle mi erken doğum kararı aldıkları net değildir.

18 Kasım 2013 Pazartesi

Akvaryum'daki öldüren tehlike riski



Akvaryumda balık besliyorsanız büyük bir risk altında olabilirsiniz. Çünkü akvaryumda da beslenen tropikal balıklarda, antibiyotiğe dirençli öldürücü bakterilerin olduğu belirlendi.







Bu demek oluyor ki, belki bir pet shop'tan aldığınız balıklarınızda antibiyotiğe dirençli ve balıktan insan geçen bir virüs olabilir. Journal of Fish Disease isimli dergide yayınlanan makalede 32 tatlı su balığı ve türlerinde antibiyotiklere dirençli bakterilere rastlandı.

Please don't eat me, guys: It's easy to see how the cleverly made fish finger has confused patrons

İNSANLARI NASIL ETKİLİYOR?

Pseudomonas, zatürreye sebep olabilir. Eğer açık yaraya temas ederse de septik şoka neden olur. Bakteri temizlenmemiş yüzeylerde birkaç gün yaşayabilir.Başka bir virüs de saç foliküllerine etki ederek deri enfeksiyonuna sebep oluyor ve bu da oldukça kolay bulaşan bir enfeksiyon. Eğer bakteri yemeklerin içine girerse kusmaya sebep olabilir. Uzmanlar balıkların yüzde 77'sinde antibiyotik dirençli bakteri keşfetti. Bu kadar yüksek bir oranın da şaşırtıcı olduğunu belirttiler.