gezi parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Polisler çıplak aradı;savcı ne güzel oruç tutmuşlar dedi!

Gezi Parkı olaylarına ilişkin yedisi yabancı 255 sanıklı davanın 7. duruşması yapıldı. İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan 55. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 23 tutuksuz sanık katıldı. Sanıklar, kimlik tespitinin ardından savunmalarını yaptı. 

'9-10 POLİS ÜSTÜME GELİP AĞIR ŞEKİLDE DARP ETTİLER' 

Duruşmada savunma yapan üniversite öğrencisi M. E., 2 Haziran 2013 gecesi Üsküdar'dan Beşiktaş 'a arkadaşını ziyaret etmek için geçtiğini belirterek, "Arkadaşıma giderken, daha önceden atılmış gaz bombasından etkilenip öğrencisi olduğum Bahçeşehir Üniversitesi kampüsüne sığındım. Beşiktaş Çarşı'ya girmek istedim, ancak Barbaros Bulvarı girişi polis tarafından tutulmuştu. Akaretler tarafına yürüdüm, ancak polis orayı da tutmuştu. Geri dönerken, dinlenmekte olan çevik kuvvet polisi bana laf attı. 'Evine git birader" dedi. Daha sonra ağır küfürler etti. 9-10 polis üstüme gelip ağır şekilde darp ettiler" dedi. 

'BEYİN SARSINTISI GEÇİRİYOR OLABİLİRDİM'

Polislerin kafasına kaskla vurduğunu iddia eden M.E., "Darpın etkisiyle kendimde değildim. Otobüse ters kelepçeli olarak bindirildim. Kafam kanıyordu. Gözaltına alınan diğer şahıslar kafamın kanamasını durdurmak için kafama tişört tuttular. Polisler bunu yapanlara da küfür etti. 2 saat tıbbi yardım yapılmadı. O sırada beyin sarsıntısı geçiriyor olabilirdim" diye konuştu. 

'ÇIPLAK ARAMAYA MARUZ BIRAKILDIK'

Kabin memuru sanık H.T. da, 5 Haziran 2013 günü saat 20.00 civarında arkadaşının kendisi ve diğer arkadaşı A.K.'u Gümüşsuyu Caddesi'nin başında bıraktığını belirterek "Hiçbir olay yoktu. Gezi Parkı'nın oraya gittik. Birkaç saat oturduktan sonra, eve dönmek için taksiye binmek amacıyla indiğimiz yere geri döndük. Bir anda gaz bombaları atıldı. Mecburen herkesle birlikte İTÜ'nün merdivenlerine doğru kaçmaya başladık. A.K. ile birlikte birbirimize tutunup çöktük. Tam o sırada coplarla polisler ikimizi darp etti. 48 saatte yalnızca 1 kez yemek verildi. Çıplak aramaya maruz bırakıldık. Çırılçıplak soyup ıkınmamı istediler" diye konuştu. Kabin memuru sanık A. K. ise, "Bana sinkaflı küfürler edildi. Anadan doğma şekilde H. gibi aramam yapıldı. Suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu. 

'NE GÜZEL ORUÇ TUTMUŞLAR'

Suçlamaları kabul etmeyen tutuksuz sanık Y.T.'nin avukatı Melis Dalgıç da şunları söyledi: 

"Gözaltına alınanların bana anlattıkları ve gördüklerimle ilgili olarak, şahısların aç ve susuz bırakıldığını Baro'ya da, Cumhuriyet Savcılığı'na da bildirdim. Önlem alınması gerektiğini vurguladım. Hatta bu durumu, ismini hatırlayamadığım bir savcı ile görüştüğümde, ona sanıklar aç-susuz dediğimde, 'Ne güzel, oruç tutmuşlar' dedi."
'MADENCİLERİ SAYGIYLA AINYORUM"'

Evli ve 1 çocuk babası olan lise mezunu sanık Y.D. ise, savunmasına, "Soma'da para hırsına kurban edilen madencileri saygıyla anıyorum" diyerek başladı. 

"1 Haziran 2013 günü saat 12.30 sıralarında Galatasaray Lisesi önünde gözaltına alındım. Gözaltına alındıktan sonra 15 saat bir polis otobüsü içerisinde hapsedildik. Neredeyse nefes almamıza dahi müsaade edilmedi. Orada olmamın nedeni, hükümetin doğayı katleden uygulamalarına olan tepkimdir. Kanunsuz bir gösteriye katılmak gibi bir amacım da yoktu. Suçlamaları kabul etmiyorum." 

'SİZİN YÜZÜNÜZDEN 48 SAATTİR ÇALIŞIYORUZ, EVE GİDEMEDİK'

Yönetmen ve senarist sanık A.K. da, "Gözaltına alındıktan sonra çevik kuvvet otobüsüne bindirildiğimde, bir tane görevli koltuklara sopa ile vurarak, 'Sizin yüzünüzden 48 saattir çalışıyoruz, eve gidemedik' diye bağırdı. Telefon görüşmesi yaptırmadılar, yiyecek vermediler, tuvalete bir defa gitmeme izin verildi. Suçlamaları kabul etmiyorum. Ben Kültür Bakanlığı'na eser veren ve bu kapsamda çalışma yapan senaristim, aynı zamanda yapımcı ve yönetmenim. Kanun dışı faaliyet içerisinde olmam söz konusu değil, beraatime karar verilsin" diyerek kendini savundu. 

'İSTESEYDİM KAÇARDIM, YAKALAYAMAZLARDI' 

Polis tarafından darp edildiğini iddia eden Ragbi Milli Takım oyuncusu D.D da, "Akrep denilen araca sokuldum. İçeride benim gibi 5 şahıs daha vardı, bizi darp ettiler. Ardından başka bir araca bindirildim ve burada da darpa uğradım. Ancak herhangi bir müdahalem olmadı. İsteseydim kaçardım, yakalayamazlardı. Zira ben Milli Takım ragbi oyuncusuyum. Tüm bunlara rağmen darp edildim ve çok ağır hakaretlere maruz kaldım" dedi. 

'40 POLİS BANA TEKME ATARAK KÜFÜR ETTİ'

D.D., savunmasına şöyle devam etti: 

"İstanbul Emniye Müdürlüğü binası önünde araçtan indiğim sırada, yakalananlar kaçmasın diye otobüsün önünde yaklaşık 40 tane polis vardı. Ben bunların arasından geçerken, hepsi bana tekme atarak küfür ettiler. Benim dışımda araçtan inenlere de bu şekilde vurdular. Aralarında kızlar ve Erasmus bursu ile gelen yabancı öğrenciler de vardı. Ben bunların da dayak yediğini gördüm." 

'KOLUMDA ATATÜRK İMZASI VAR DİYE ANNEM VE BABAMA KÜFÜR EDİLDİ'

Sanık İ.Y. ise, "Mustafa Kemal Atatürk dövmelerimden dolayı polis bana laf attı. Ben de kendisine cevap verince, aramızda arbede çıktı. Başka bir polis aramıza girdi. Daha sonra bir arabaya sevk edilip 20 saat tutuldum. Nezaretteyken kemerimiz alındığından pantolonum düştü, bu yüzden de polisle aramda tartışma çıktı. Detaylı aramadan geçtim ve burada sinkaflı küfürlere maruz kaldım. Benim babam emekli astsubaydır. Kolumda Mustafa Kemal Atatürk imzası olan dövme var diye polis tarafından annem ve babama küfür edildi" dedi. 

Duruşma, diğer sanıkların savunmalarının alınması için yarın sabah saat 09.30'a ertelendi.

6 Mayıs 2014 Salı

Danıştay Gezi Parkının betonlaştırılmasına dur dedi.

Danıştay'dan Taksim Yayalaştırma Projesi ile ilgili son karar çıktı. Gezi Parkı'nda yayalaştırmaya iptal kararı verildi.

 Danıştay 6. Dairesi, oy çokluğu ile verdiği kararla Taksim Yayalaştırma Projesi'nin durdurulduğunu açıkladı. Böylece yargı ile ilgili süreç tamamlanmış oldu. Taksim Yayalaştırma Projesi'nin büyük bir kısmı tamamlanarak, 2'inci aşamasına geçilmişti. Yol genişletme çalışmaları başlayan Taksim Meydanı'nda trafik yeni yapılan tünellerle sağlanıyordu.

DAVANIN SEYRİ

2011'de koruma amaçlı imar planı değişikliği İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından kabul edilmişti. 2012'de ise yine İstanbul 2 numaralı Kültür Koruma Varlıkları tarafından bu onaylanmıştı. Sonrasında 17 Ocak 2012 tarihinde ise yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce onaylanmıştı. İlk dava 11 Mayıs 2012 tarihinde açılmıştı. Geçtiğimiz yıl Mayıs ve Haziran ayında Taksim Yayalaştırma Projesi'ne tepkiler gelmişti.

 Bu projenin içinde Gezi Parkı ve Topçu Kışlası yapılması da vardı. 6 Haziran 2013 tarihinde ilk olarak İstanbul 1. İdare mahkemesine başvurulmuş, yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Sonrasın da ise iptal kararı verilmişti. Yine Davalı olan Kültür Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından konu en üst yargı organı olan Danıştay'a taşınmıştı. Danıştay 6. Dairesi tarafından da yine bu karar yani yerel mahkemenin verdiği iptal kararı oy çokluğu ile onandı.


2 Nisan 2014 Çarşamba

Gezi Parkı sonrası akla zarar yasak!

Gezi Parkı olaylarının meydana geldiği Haziran’dan sonra, ‘Platform’, ‘Konsey’ gibi isimlerle dernek kurulmasının yasaklandığı ortaya çıktı. İstanbul Valiliği'nden bu yasağın gerekçesi olarak, ''derneğin amacını aşan anlamlar yüklenmesine sebep olarak anlam ve algı karmaşası yaratıldığı'' açıklandı.

Gezi Parkı olaylarının meydana geldiği Haziran’dan sonra, ‘Platform’, ‘Konsey’ gibi isimlerle dernek kurulmasının yasaklandığı ortaya çıktı. İstanbul Valiliği, derneğin amacını aşan anlamların yüklenmesine sebep olacak kelimelerin anlam ve algı karmaşasına sebep olduğu gerekçesiyle, Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın böyle bir uygulamaya gittiğine dikkat çekti.

Geçen yıl 27 Mayıs’ta Taksim Gezi Parkı’nda duvarın yıkılması ve ağaçların kesilmesiyle patlak veren Gezi Parkı olayları, Türkiye ve dünyada geniş tepkiye yol açmıştı. Olaylar devam ederken Taksim Gezi Parkı Platformu üyeleri, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la görüşmüş ve taleplerini dile getirmişti. Ancak görüşmeden sonra olaylar daha da şiddetlenmişti. Başta Taksim olmak üzere İstanbul ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde Twitter ve Facebook gibi sosyal medya siteleri üzerinde, “Gezi platformu’, ‘Taksim Gezi Parkı Platformu’, ‘Taksim Platformu’ isimleri altında birleşen yüzlerce kişi aynı anda toplanmış ve eylem yapmıştı.

DERNEK KURMAK İSTEYENLERE SÜRPRİZ


Haziran’dan sonra dernek kurmak isteyenler İl Dernekler Müdürlüğü’ne başvuru yaptığında ‘Platform’ ismini kullanamayacakları uyarısıyla karşılaştı. Konuyla ilgili bilgisine başvurulan İstanbul İl Dernekler Müdürlüğü’nden açıklama geldi. Vali Yardımcısı Günay Özdemir’in yazılı olarak yaptığı açıklamada, “5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 4. maddesi (a) bendinde derneğin adı ve merkezinin tüzüğünde belirtilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Uygulama yeni olmayıp, Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın 29.07.2013 tarihli yazıları ile dernek isimlerinin dernek tüzel kişiliği dışında farklı hukuki kişileri çağrıştıracak ve derneğin ismine amacını aşan anlamlar yüklenmesine sebep olacak(akademi, enstitü, oda, kurum, platform, konsey (v.b) kelimelerin kullanılmaması öngörülmüştür. Bu kapsamda kanunlarla kurulması öngörülen çeşitli tüzel kişiliklerin hukuki statüleri ile dernek tüzel kişiliğinin hukuki statüsünün birbirine karışmaması, toplumda bu şekilde oluşmuş veya oluşacak olan anlam ve algı karmaşasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.