türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2022 Salı

"Allahın sopası yok."

Bazı Akpli belediyeler karne ile ekmek dağıtmaya başladı! iddiası

 CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, AKP'lilerin CHP'nin geçmiş döneminde karne ile ekmek dağıtmakla eleştirdiğini hatırlatarak, "Dünya çapında o dönem bir yokluk dönemiydi. Sürekli cumhurbaşkanımızı eleştirmişlerdi, ‘Bu CeHaPe var ya bu CeHaPe, karne ile ekmek dağıttı’ demişlerdi. Peki şimdi savaş mı var? Hayır. O zaman niçin AKP’li belediyeler karne ile ekmek dağıtıyor. Yani Allah’ın sopası yok lafı tam da bu böyle durumlar için söylenmiş herhalde" dedi.


“TÜRKİYE BU KADAR YETENEKSİZ KADROLARLA YÖNETİLMEDİ”

Türkiye’nin içinde bulunduğu tek cümle ile özetlemek isteyen Nazlıaka, “Türkiye'nin aslında içinde bulunduğu tabloyu bir cümle ile özetlemek gerekirsek, Türkiye Cumhuriyeti bu tarihe kadar hiç bu kadar basiretsiz, bu kadar yeteneksiz, bu kadar liyakatsiz, bu kadar ehliyetsiz kadrolar tarafından yönetilmemişti. Çok üzgünüm ama böyle” dedi.

“LASTİK YAMA TUTMUYOR”

Ekonomiyi tankeri patlayan otomobile benzeten Nazlıaka şöyle konuştu:

* Ekonomi öyle bir hale geldi ki tekeri patlamış araba gibi, ha bire yama yapıyorlar lastiğe. Fakat olmuyor, yama üstüne yama, yama üstüne yama tutmuyor. Model tutmuyor. Biliyorsunuz gıda ile ilgili yaşanan, yüksek fiyatlar nedeniyle dediler ki; ‘Biz tanzim satış noktalarında halka ucuz gıda sunalım' saatlerce o soğukta sokakta bekledi vatandaşlarımız. Ama baktılar tutmadı.

* Arkasından dediler ki ‘Vatandaşımız et alamıyor, Et ve Süt Kurumu'nda biz ucuz et verelim vatandaşlarımıza' baktılar kuyruklar çok uzadı, bunun üzerine et fiyatlarını yükselttiler, yaptıkları en kolay şeyi yaptılar, zam yaptılar.

19 Temmuz 2014 Cumartesi

AKP döneminde İsrail ile ticaret rekora koşuyor

Türkiye ile İsrail arasında 4 yıl önce 3 milyar dolar olan ticaret hacmi 2013’te rekor kırarak 5 milyar dolara ulaştı. İsrail Ekonomi Bakanı Naftali Bennett’e göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi bu sene yeni rekorunu kıracak.

İsrail ’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki gösteren muhalefet partileri, hükümetin söylemlerinin tersine ticari alanda bu ülke ile ticari ilişkileri hızla artırdığına dikkat çekti.

"NEREDEYSE İSRAİL’E HARP İLAN ETTİK, OYSA GERÇEKLER GÖRÜNDÜĞÜNDEN BİR HAYLİ FARKLI"

TBMM’de dün basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, sabah akşam Gazze’yi ağzından düşürmeyenlerin, İsrail’e petrol akıtılmasına aracılık etmekten hiç rahatsızlık duymadığını söyledi. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural da Meclis’teki toplantısında “Ateşli konuşmalara bakarsak neredeyse İsrail’e harp ilan ettik. Oysa gerçekler göründüğünden bir hayli farklı. 2002’de, yani AK Parti işbaşına geldiği yıl iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1,2 milyar dolar iken bu rakam 2013’te 4,8 milyar doları aşmıştır. Siz kimi kandırıyorsunuz? Gemicikleriniz İsrail limanlarında harıl harıl ticaret yapıyor. Kuzey Irak’tan Gazze’yi vuran uçaklara yakıt taşıyorsunuz.” dedi.

"TÜRKİYE İLE İSRAİL ARASINDA TİCARET GİDEREK BÜYÜYOR"

Rakamlar, muhalefet parti temsilcilerinin iddialarını doğrular nitelikte. Türkiye ile İsrail arasında ticaret giderek büyüyor. 2013 yılında ilk 6 ayda İsrail, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı 24. ülke iken, bu sene en fazla ihracat yaptığı 17. ülke konumuna ulaştı. İhracatta 7 basamak birden yükselen İsrail’e ihracat artışı yüzde 23 olurken, İsrail’den yapılan ithalat artışı da dikkat çekti. İlk 5 aylık ithalat rakamları, geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında yüzde 27 artış sağladı. Bu, 974,7 milyon dolar olan 2013 ilk 5 aylık ithalatının bu yıl ilk 5 ayında 1,247 milyar dolara ulaştığı anlamına geliyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2008 yılında 3,4 milyar dolar iken, rakam 2010’da 3 milyar dolara, 2011 yılında 4,4 milyar dolara ulaşmıştı. Türkiye-İsrail ticaret hacmi, 2012’de yine 4 milyar doları aştı, 2013’te ise 5 milyar dolar olarak kaydedilen ticaret hacmi, İsrail Ekonomi Bakanı Naftali Bennett’e göre bu sene yeni rekorunu kıracak.

"BU SENE YENİ REKOR KIRALABİLİR"

İsrail Ekonomi Bakanı Bennett, temmuzda Türkiye-İsrail ticaret hacmine değinerek, “2013’teki Türkiye-İsrail arasındaki ticaret rekorunun ardından 4 ayda ihracatımız yüzde 25 artışla 949,2 milyon dolara ulaştı. Türkiye’den ithalat ise yüzde 21 arttı. Bu, 2013’te iki ülke ticaretinde kırılan rekorun bu sene tekrar kırılabileceğine işaret. Bunun için 2014’ün ilk üç ayındaki trendin devam etmesi yeterli.” açıklamasında bulunmuştu.

"İSRAİL’İN TÜRKİYE’YE İHRACATININ YÜZDE 70’İNİ KİMYASALLAR OLUŞTURUYOR"

Konu ile ilgili gazetecilere birçok kez açıklamada bulunan İsrail Ekonomi Bakanlığı Dış Ticaret Müdürü Ehud Cohen de Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkisinin hızlı geliştiğini, bunun Türkiye’nin İsrail’de yatırımını da teşvik ettiğini vurgulamıştı. Mayısta bazı Türk şirketleri yöneticilerinden oluşan delegasyon İsrail’deki bir konferansa katılmak için İsrail’e gitmişti. Burada ileri teknoloji konulu konuşmalar yapılmıştı. İsrail’in Türkiye’ye ihracatının yüzde 70’ini kimyasallar oluşturuyor. Bunların başında Oil Refineries ve Carmel Olefins şirketlerinden yapılan ithalat geliyor. Yüzde 9 oranında plastik ve lastik mamulleri ithalatı yapılıyor. Yüzde 6,5 oranında da elektrikli ekipmanların ithalatı yapılıyor. İsrail ise Türkiye’den çok çeşitli malzemeler alıyor. Plastik, lastik, mineral, tekstil, beton, seramik, cam makineleri ve otomotiv sektörü ile ilgili alım yapıyor.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Çocuk gelinle evlenen damada 15 yıl hapis.

ADANA'da, birbirlerinin ağabeyleriyle 'berdel' yöntemiyle yöresel geleneklere göre düğün yapılarak nikah kıyılmadan evlendirilen çocuk gelinlerden S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlenince Cumhuriyet Savcısı 25 yaşındaki Fikret D. hakkında 'nitelikli cinsel istismar' suçundan 15 yıl hapis cezası istedi.

Olay, 17 yaşındaki M.K. ile evlendirilen 15 yaşındaki Y.D. ve Fikret D. ile evlendirilen 15 yaşındaki S.K.'nın, geçen 15 Şubat'ta polise başvurmalarıyla ortaya çıktı. Merkez Yüreğir İlçesi'ne bağlı Dedekorkut Mahallesi'nde oturan ve eşinden ayrı yaşayan 48 yaşındaki T.K., kızı S.K.'yı akrabalarının oğlu Fikret D. ile yöresel törenle evlendirdi. Ardından damat Fikret D.'nin kız kardeşi Y.D., küçük gelin S.K.'nın ağabeyi M.K. ile aynı şekilde evlendirildi. Kayınvalideler arasında anlaşmazlık çıkınca, yaşı küçük gelinler birlikte polise giderek, "Bizi birbirimizin ağabeyleriyle zorla evlendirdiler" diyerek aileleri hakkında şikayette bulundu. Küçük gelinler devlet korumasına alındı.

'RIZASI İLE' SAVUNMASI

S.K.'nın evlendirilmesi ilgili Adana 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada sanıklar haklarındaki suçlamayı kabul etmedi. Damadın babası Ş.D., "S.K. benim yeğenimdir. Babası evi terk ettiği için bu yaşa kadar kendisine ben baktım. Oğlumla yeğenim aynı evde büyüdüler. Birbirlerini sevdiklerini ve evlenmek istediklerini söylediler. Aksi halde kaçacaklarını da söylediler. Biz de evlenmelerine rıza gösterdik" diye savunma yaptı.
Damat Fikret D. de, S.K. ile uzun süre arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerini severek evlenmeye karar verip durumu ailelerine bildirdiklerini, S.K.'nın rızasıyla birlikte olduklarını ve bu sürede kendisine kötü bir muamelesinin olmadığını savundu. Küçük gelin S.K. da ifadesinde, "Ben önce istemedim. Israr edilince kafam karıştı ve kabul ettim. Benden uzak dursunlar. Artık evlilik istemiyorum" diyerek şikayetçi olmadığını söyledi.

15 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇIKTI

Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda çocuk gelin S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlendi. Bu gelişme üzerine Cumhuriyet Savcısı, sanıklar hakkında esasa ilişkin mütalaasını verdi. S.K.'nın annesi Türkan K.'nın vefat etmesi nedeniyle hakkındaki suçlamalar düşerken, sanık Fikret D. hakkında 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan 15 yıla kadar, Fikret D.'nin annesi S.D. ve babası Ş.D. hakkında ise yardım suçundan 8 yıla kadar ceza istendi. Sanık ve avukatı esasa ilişkin ve Adli Tıp Kurumu raporuna savunma yapmak üzere süre talep edince mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.
Diğer küçük gelin Y.D.'nin evlendirilmesiyle ilgili de 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava devam ediyor.

2 Haziran 2014 Pazartesi

SGK prim borçlarına af kanunu mecliste

Maliye Bakanlığı'nca takip edilen kesinleşmiş vergi alacakları ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nca takip edilen prim alacaklarının yeniden yapılandırılmasını öngören kanun teklifi, TBMM Başkanlığı'na sunuldu

Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı vergi ve ceza affı yolda. Meclis'e sunulan tasarı, 15 ayrı vergi ve idari para cezasının yapılandırılmasını öngörüyor.

Hükümetin üzerinde çalıştığı kamu alacaklarına af getiren yasa teklifi Meclis Başkanlığı'na sunuldu.

AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ve arkadaşlarının verdiği teklif, 15 ayrı çeşit vergi ve idari cezanın yeniden yapılandırılmasını öngörüyor.

Motorlu taşıtlar vergisi, kurumlar vergisi, gerçek kişilerin gelir vergileri ile sigara cezaları, karayolu taşıma kanununa muhalefete ilişkin cezaları olanlar düzenlemeden yararlanabilecek.

Teklif, cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yeniden yapılandırma düzenlemesi olma özelliğini taşıyor.

Düzenleme bu haliyle yasalaşırsa, 30 Nisan 2014'e kadar kesilen cezaların olan borçlarının cezaya giren tutarları, enflasyona endekslenerek yapılandırılacak.

Borca ilişkin bütün gecikme faizi ve zamları silinecek, ceza ve vergilerin ana paraları da 18 taksitte ödenebilecek.


Ayrıca 120 liraya kadar olan sigara içme cezaları ve bazı vergilerden kaynaklı 100 liraya kadar olan cezalar da silinecek.

31 Mayıs 2014 Cumartesi

L'Ambiance Resort Bodrum Muğla / Bodrum / Gümbet

   Lambiance Resort Hotel Bodrum otelleri denilince ilk akla gelen bembeyaz binalara, binalardan sarkan sarmaşıklara ve masmavi deniz manzarasına sahip dört yıldızlı bir tesistir. Hem rahatınıza, keyfinize hem de bütçenize hitap edenLambiance Resort Hotel, Bodrum`un Gümbet mevkinde, havaalanına 35 km uzaklıkta, denize 400 metre mesafededir. 

 
    162 oda kapasitesiyle Bodrum otelleri arasında kaliteli standartlarıyla hizmet veren Lambiance Resort
Hotel, tarihi Myndos Kapısı`yla yan yanadır ve eşsiz tarihi güzelliklere tanıklık etmektedir. Konforunuz ve rahatınız için düzenlenmiş tüm odalarında balkon, banyo - duş, kasa, merkezi klima, minibar, müzik, saç kurutma makinesi, split klima, telefon ve televizyon bulunmaktadır.

        Bodrum merkeze sadece 2 km uzaklıkta olan Lambiance Resort Hotel, ulaşım sıkıntısı yaşamadan tüm beldeyi gezebileceğiniz merkezi bir konumdadır. Yemyeşil doğanın içinde, huzurlu ve keyifli bir tatil için ideal olan tesisin özel plajında deniz ve güneşin tadını çıkarabileceğiniz gibi, Türk hamamı ve havuzunda yılın yorgunluğundan ve stresinden arınacaksınız. Aileniz ve sevdiklerinizle birlikte keyifli bir tatil için Lambiance Resort Hotel doğru seçim.



Konsept : Herşey Dahil

Sabah Kahvaltısı :07:00 :09:30 Arası Açık Büfe
Geç Kahvaltı : 09:30 -10:30 Arası Açık Büfe
Öğle Yemeği :12.00- 14:00 Arası Açık Büfe
5 çayı 16:30 - 17.30 Arası Açık Büfe( Kuru Pasta Ve kekle)
Akşam Yemeği 19:00 -21:30 Arası Açık Büfe

Herşey Dahil Konseptin de Yerli Alkollü Alkolsüz İçecekler Sabah Saat 10:00 Gece Saat 24:00 Arası Ücretsizdir
Tesis te Taze Sıkma Meyve Suları Extradır

Fiorita Beach Otel Muğla / Bodrum / Turgutreis

Bodrum'da, Turgutreis sahilinde kurulmuş olan Fiorita Beach Hotel'de özel plaj alanı ve açık yüzme havuzu mevcuttur. Otantik bir Bodrum evinin karakteristik özelliklerini yansıtan bu otel begonvillerle bezeli bir bahçeye sahiptir. Otelin tüm alanlarında ücretsiz Wi-Fi erişimi sağlanmaktadır.

Hotel Fiorita Beach'in odalarında uydu TV, klima ve balkon bulunmaktadır. Özel banyolarda duş, saç kurutma makinesi ve ücretsiz banyo malzemeleri vardır. Minibar gibi ek özellikler de sağlanmıştır.

Açık büfe restoranda tüm öğünler servis edilir. Serinletici içecekler ve hafif yemekler için plajda ve havuz kenarındaki barı veya atıştırmalık büfesini de deneyebilirsiniz. Kafeler, barlar ve restoranlarla dolu canlı bir bölgede yer alan bu tesiste dışarı çıkabilir ve bölgenin atmosferini keşfedebilirsiniz.

Bodrum şehir merkezi tesise 20 km uzaklıktadır. Bodrum Milas Havaalanı 53 km mesafededir ve ek ücret karşılığında havaalanı servisi ayarlanmaktadır.



Oda Kahvaltı:

Sabah Kahvaltısı :07:00 :09:30 Arası Açık Büfe

Tüm İçecekler Extradır

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Dolar yine yükselişe geçti

Dolar son bir haftanın en yüksek seviyesini gördü serbest piyasada dolar 2.11'e kadar yükseldi.

Dün güne 2.09'un altında başlayan dolar 2.1072'ye kadar yükselerek, bir haftanın en yüksek seviyesini test etti. Dün günü 2.10'un hemen üzerinde tamamlayan dolar bu sabah serbest piyasada 2,1010 liradan güne başladı. Açılışın ardından 2,1120 liraya kadar yükselen dolar sonra 2,1109'dan alıcı buluyor.

Kapalıçarşı'da euro ise 2,8630 lira oldu

Büyük deprem ne kadar yakın?

Son günlerde depremler neden arttı?

Gökçeada yakınlarındaki 7,2'lik büyük depremin ardından depremlerin ardı arkası bir türlü kesilmiyor. Dün akşam Kars, Çanakkale ve Erzurum'da bir deprem meydana geldi. Dün sabaha karşı gelen depremlerin ardından halk büyük bir paniğe kapıldı.

Büyük deprem olacakmı? Evet son günlerde bütün herkesin aklında bu soru var. İstanbul'da yıllardır beklenen büyük deprem bu yaz olacakmı? Saros açıklarında meydana gelen 7,2'lik depremin ardından başlayan artçı depremler bir türlü son bulmuyor.



24 Mayıs'ta Türkiye'nin birçok ilinde hissedilen Gökçeada merkezli depremden sonra dün akşam Saros Körfezi, Erzurum ve Kars da deprem oldu. Saros Körfezi'nde Richter ölçeğine göre 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Erzurum ve Kars'ta da gece boyunca sarsıntı kaydedildi. Sabaha karşı olan depremlerden dolayı bölge halkı rahatsız ve tedirgin. Ege Denizi'nde hergün artçı depremler meydana geliyor ve bölge halkı depremlerden dolayı korku içinde.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, saat 06.59′da merkez üssü Saros Körfezi olan 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem, Çanakkale şehir merkezi ve bazı ilçelerinde hafif şekilde hissedildi. Yerin 13.3 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin ardından 2.2 ile 2.1 büyüklüğünde iki deprem daha meydana geldi.

ÇANAKKALE - KARS - ERZURUM SALLANDI!

Merkez üssü Eceabat açıkları olan ve saat 06.59'da 4,1 büyüklüğünde meydana gelen deprem nerelerde hissedildi. Çanakkale'de deprem - son dakika!Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi açıklarındaki Saros Körfezi'nde Richter ölçeğine göre 4.5, Kars'ın Selim İlçesi yakınlarında ise 4.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, saat 06.59'da merkez üssü Saros Körfezi olan 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yerin 13.3 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin ardından 2.2 ile 2.1 büyüklüğünde iki deprem daha kaydedildi. Deprem, Çanakkale şehir merkezi ve bazı ilçelerinde hafif hissedildi.Saat 03.03'te merkez üssü Erzurum Şenkaya olan 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı verilerine göre, saat 03.03'te merkez üssü Erzurum'un Şenkaya ilçesi olan yerin 5.16 kilometre derinliğinde 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, saat 03.03'te meydana gelen depremin merkez üssünü Kars'ın Selim ilçesine bağlı Başköy, büyüklüğünü ise 4.2 olarak açıkladı.Kars'ın Selim İlçesi yakınlarında ise 4.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.Saat 03.03'te ise, merkez üssü Kars'ın Selim İlçesi'ne bağlı Başköy olan Richter ölçeğine göre 4.2 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Yerin 8.3 kilometre derinliğindeki deprem hasara yol açmadı. Yerin 13.3 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin ardından 2.2 ile 2.1 büyüklüğünde iki deprem daha meydana geldi.

Deprem, Çanakkale şehir merkezi ve bazı ilçelerinde hafif şekilde hissedildi.

KARS DA SALLANDI

Saat 03.03’te ise merkez üssü Kars’ın Selim İlçesi’ne bağlı Başköy olan Richter ölçeğine göre 4.2 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Yerin 8.3 kilometre derinliğindeki deprem hasara yol açmadı.

ERZURUM DA AYNI SAATLERDE SALLANDI

Erzurum’un Şenkaya ilçesinde de saat 03:03′te Richter ölçeğine göre, 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Kemal Kılıçdaroğlu: "Bi git be adam"

Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “Senin defolup gitmen lazım” dedi.

KILIÇDAROĞLU'NDAN ERDOĞAN'A "SENİN DEFOLUP GİTMEN LAZIM"

Partisinin grup toplantısında konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu Erdoğan için “3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

 CHP lideri Kılıçdaroğlu “Toplumu bölüyor, renklere tahammül edemiyor. Senin defolup gitmen lazım” ifadelerini kullandı. Okmeydanı’nda yaşananlara da değinen Kemal Kılıçdaroğlu “Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunları çıkarsınlar. Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım” dedi.

​Huzur istiyoruz ama huzurlum bir Türkiye yok. Bu kötü günler arasında bize bir armağan hediye edildi. Nuri Bilge Ceylan Cannes’da Altın Palmiye aldı. Onunla gurur duyuyoruz. Onun filmlerinin her karesi bir sanat eseri gibidir. İzlerken duygulanırsınız. Fazla konuşma yoktur ama kendinizi filmin içinde hissedersiniz. O bir sinema bilgesidir. Tekrar yürekten kutluyorum bize armağan ettiği ödül için.

Taşeron işçiliğin kaldırılmasını isteyen tek parti CHP’dir. Taşeron işçilik döneminin bitmesi lazım. Defalarca bütün mitinglerde bunu dile getirdim. TBMM binası dahil bütün kamu kurumlarında taşeron işçi çalıştırılıyor. Sendikalara sesleniyorum. Taşeronluğa karşıysanız adresiniz CHP’dir. Taşeronluğu Türkiye’ye bela eden bu düzeni savunacak mısınız savunmayacak mısınız? Soma eylem yapan bütün işçi kardeşlerimizi yürekten kutluyorum. Sizin emeğinizi satan sendikacılara sakın güvenmeyin. Her zaman sizin yanınızda olacağız.

İKİ MİLYON TAŞERON İŞÇİYE SESLENİYORUM

Ama hala gidip de sizin emeğinizi sömüren, örgütlenmenize engel olan bir siyasal partiye destek verirseniz başınıza daha çok şey gelecek. Hep beraber ağlayacağız ama ağlamak çözüm değil. Çözümü beraber üreteceğiz. AB’de, ABD’de, Japonya’da hangi haklar varsa Türkiye’de de o haklar olsun diyoruz biz. 2 milyon taşeron işçiye tekrar sesleniyorum. Kimse kusura bakmasın. Sizin yeriniz, sizin ocağınız CHP’dir. Siz halktan birisiniz. Sizin haklarınızı arıyoruz. Ne arıyorsunuz sağda solda. Umut mu bekliyorsunuz. Onlardan size umut yok. onların kendisi köşeyi dönmeyi istiyor.

Ölen kardeşlerinizin mücadelesini yapmak zorundasınız. Onlar da işçiydi siz de işçisiniz. Onlar da çalışıyorsunuz siz de çalışıyorsunuz ama emeğinizi sömürtmeden. Yeriniz artık bellidir. Geleceksizin. eliniz mahkum. Ya sömürülmeye katlanacaksınız ya da ben de emeğimin hakkını almak istiyorum diyeceksiniz.
Türkiye riskli bir sürecin içine girdi. Gerginlik yaşanıyor ülkede. Kullanılan dil gerginliği besliyor. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur ama biz tekerlek kırılmadan önce yol gösteriyoruz. Siyasetçinin sorumluluğu aydınlardan biraz daha fazladır. Çünkü temsil yetkimiz var. Halktan oy almışız. Kendisi sorun olan iktidara karşı çözüm üretmeliyiz.

“ÜÇ GÜN SUSSA ÜLKEDE HUZUR OLUR”

Emin olun 3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor. Biz muhalefete görevimizi yapıyoruz. Hükümet ülkeyi akılla yönetmeli öfkeyle değil. Kendisiyle kavga eden bir siyasal anlayış olabilir mi?

“GERGİNLİK OLMASIN DİYE BAZI HATALARI GÖRMÜYORUZ”

Toplumda kutuplaşma gerginlik omasın diye çok hassas davranıyoruz. Bazı hataları toplumda fazla kutuplaşma olmasın diye görmüyoruz. Soma olaylarında Gezi olaylarında toplumda kutuplaşma olmasın diye çok hassas davrandık.
Biber gazını copları bizim milletvekillerimiz yedi. Neden? Vatandaşın çocuğu dövülmesin biber gazı yemesin diye. Yanlış mı yapıyoruz biz acaba.

Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunlar bunları çıkarsınlar. Biz bunlara karşıyız. Her zaman söyledim yine söylüyorum. O kişiler acaba kim? Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Şimdi toplumda bu kutuplaşmayı yaratanlar kimler. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım.
Ben 68 kuşağındanım. Hep ülkemin bağımsızlığını savundum, huzuru savundum. 1960 ihtilali sonrası üç siyasetçiyi darağacına gönderdik. o dönem belki birileri alkışladı ama bugün siyasetçilerin idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu hepimiz görüyoruz.

Daha sonra üç gencimizi idame gönderdik. Neden? İntikam hırsıyla.
Biz yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Uygar dünya yaşadığı acıları bir toplumsal kazanıma dönüştürdü.
Biz tarihten ders almadık. O acıları toplumsal kazanıma dönüştüremedik. birileri geldi bizi geçti biz toplumu ayrıştırarak yeni fay hatları yaratarak toplumu bölüyoruz.
Bugün cumhuriyet tarihinin en büyük kırılmasıyla karşı karşıyayız. Toplum ayrışmış durumda. Ayrıştıran bölen halkı kullanan halkı kendisine köle haline getiren siyasetçiler.

Eğer siz karşınızdaki insanı insan yerine koyup onun derdini acısını bilirseniz, acısını paylaşabilirseniz toplumsal kazanım yakalarsanız. Ama onu ötekileştirirseniz yakalayamazsanız. Siz düşünebiliyor musunuz empati kuramayan bir siyasetçi? Onu oy makinesi olarak gören bir siyasetçi. Onun sorunlarına çözüm üreten değil. Türkiye onları aşmak zorundadır.. Yeni bir Türkiye’yi yaratacağız. Farklılıklarımız var mı elbette var. Ama onları zenginlik olarak göreceğiz. Eğer siz birisini ötekileştirirseniz, yaptığınız tüm haksızlıkları meşrulaştırmış olursunuz.
İnanç açısından, mezhep açısından ötekileştirir ve ondan sonra söyleyeceklerine meşruluk kazandırmaya çalışır. Bakın tarihe. Biz bunlardan ders çıkardık mı? Hayır ders çıkarmadık. Her seferinde başa dönüyoruz. Biz kalkınamıyoruz, büyüyemiyoruz.

Kendi iç sorunlarıyla sürekli kavga eden bir siyaset anlayışını bir tarafa bırakmak zorundayız. Bizde güzel bir laf var “Susma sustukça sıra sana gelecek” işçilerimizin söylediği.
Sadece sizin sorunlarınızı değil Türkiye’deki bütün işçilerin sorunlarını çözmeye talibiz. Emeklinin sorunu, çiftçinin sorunu, işçinin sorunu, ev hanımlarının sorunu hepsini çözmeye kararlıyız.
Ama bu slogan ne zaman atılıyor? Sıra onlara geldiği zaman atılıyor. Oysa bizim inancımızda haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır deniyor. Haksızlıklara karşı susmayacaksın.

“BU SENDİKA DÜZENİNİ, SENDİKA AĞALIĞINI YIKACAĞIZ”

Ben isterdim ki TEKEL işçileri Kızılay’da dövüldüğü zaman Türkiye’nin bütün işçileri Ankara’da olsun. ben isterdim ki Soma’da 301 işçi hayatını kaybederken bütün sendikalar orada olsun. Ama bunlar olmuyor. İşçi kardeşim size sözüm var, bu sendika düzenini, sendika ağalığını yıkacağız ve onlardan da hesap soracağız.
Ayrışmadan söz ettik, kamplaşmadan söz ettik. Siz kamplaştırırsanız renkleri yok edersiniz. Bir siyah kalır bir beyaz kalır. Oysa güneş bile yedi renkli. Neden politikacı sert bir dil kullanıyor? Neden umut vaat etmiyoruz. Neden hep kavga ediyoruz. Neden ağzını açtığı zaman tepeden tırnağa hakaretlerle bu insanı maruz kalıyor. Bakın 301 işçi hayatını kaybetti. Ben de Soma’ya gittim. Bir kadıncağız bize sitemini yaptı. Yanımdakine de bu kadıncağız haklı dedim.

“ÖRNEK VERDİĞİ TARİHTE DAHA AMPUL İCAT EDİLMEMİŞTİ”

Sonra bir de bu ülkenin başbakanlık koltuğunda oturan zatta gitti. Evet gitmesi gerekir. Gayet güzel, bakın 301 kişi hayatını kaybetmiş. Yaş ortalaması 10 olan 432 çocuk yetim kalmış. Eşler yok, evlatlar yok. Büyük acı yaşanıyor. Bu gidiyor, sanki miting meydanı gibi kürsüyü koyuyor, başlıyor konuşmaya. Doğal bir ölüm kabul ediyor. Madenciliğin fıtratında doğasında böyle ölümler var diyor ve 1870’in 60’ın İngiltere’sinden örnek veriyor. 1860’da Abdülmecit tahtta ve ampul icat edilmemiş. Sen nasıl bu örneği verirsin. Bundan sonra Soma ayağa kalıyor. Herkes itiraz ediyor, yuh çekiyor. Efelenerek vatandaşın üzerine yürüyor. Yuh çekersen tokadı yersin diyor.

“SENİ TOKATLAYAN ADAMIN HALA ARKASINDAYSAN ORAYA BEN ÜÇ NOKTA KOYUYORUM”

“Yahudi dölü” diye ona hakaret ediyor. Sonra 4 bin polisle gidiyor ve de markete sığınmak zorunda kalıyor. Sonra marketteki bir vatandaşı da tokatlıyor. İlk kez bizim tarihimizde, bir ülkenin başbakanı kendi vatandaşını tokatlıyor. Bu ülkenin insanlarının 76 milyonun vicdanına sesleniyorum. Seni tokatlayan adamın hala arkasındaysan oraya ben üç nokta koyuyorum. Kimse kusura bakmasın.
Böyle bir şey olabilir mi? Bu şu demek, gidiyorsunuz cenaze evine başsağlığı dilemeye. Cenaze sahibine hakaret ediyorsunuz, bir de dövüyorsunuz. Biz oraya acıları paylaşmak için gittik. Onlar itiraz eder elbette eder. Düne kadar kim dinledi onları? Adam yerine bile koymadılar. Gideceksiniz çalışacaksınız dediler.

27 Mayıs 2014 Salı

Erdoğan kurmaylarına kızdı köpürdü: "Tembel tembel oturmayın."

AK Parti'nin anketinde Erdoğan'a büyük şok

Soma faciasının ardından AKP’nin yaptığı anketler, hükümetin oylarının düştüğünü gösterdi. Köşk seçimi yapılan ankette de Gül’ün önde olması Erdoğan’ı çok kızdırdı. Kurmaylarına 'tembel tembel oturmayın' dedi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından yenilenmesine karar verilen Yalova ve Ağrı seçimlerine kısa bir süre kala Ankara’da tansiyon yükseldi.

 Başbakan Erdoğan’ın masasında iki ille ilgili seçim anketleri bulunuyor. Anketlerde, AKP’nin oylarının iki ilde de düşük çıktığı öğrenildi. Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın, kurmaylarını fırçaladığı ve “Ankara’da tembel tembel oturmayın” diyerek parti yöneticilerini fırçaladığı bildirildi.

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi açıdan kritik bir haftaya girdi. 1 Haziran’da iki ilde yenilecek olan seçimler Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de gösterge olacak. Bu nedenle Başbakan Erdoğan, Ağrı ile Yalova’da yapılacak seçimlere büyük önem veriyor.

Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'nın haberine göre; Soma’da yaşanan facianın ardından çeşitli anketler yapıldı. Bu anketlerle Cumhurbaşkanlığı ve iki ildeki seçim eğilimleri ölçülmeye çalışıldı. AKP yöneticilerinden edinilen bilgiye göre, Soma faciasının ardından oylarda belirli oranda bir düşüş yaşandığı görüldü. Hatta seçim yapılacak iki ilde de, AKP’nin oylarının 30 Mart’ın da altına düştüğü tespit edildi. Bunun üzerine, Başbakan Erdoğan yakın kurmaylarını iki ile gitmelerini istedi. Hatta kulislerde, Başbakan Erdoğan’ın kurmaylarını Ankara’da oturduğu için fırçaladığı “Tembel tembel Ankara’da oturmayın. O iki ili de istiyorum” dediği konuşuluyor. Erdoğan, hafta sonu Yalova’da miting yaparak, partisine oy istemişti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de, seçimi yenilenecek illerde çalışmalar yürütüyor.

YERKEL “GÖREVDEN ALINDI” İDDİASI
Öte yandan yine, Soma faciasının siyasi sonuçlarını araştıran AKP, faciadan çok Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’in, bir madenciye tekme atmasının toplum üzerinde büyük bir tepkiye yol açtığını belirledi. Bunun üzerine, Yerkel’in Başbakanlık makamından uzaklaştırıldığına yönelik haberler basına servis edildi. Ancak Başbakanlık’ın resmi sitesinde Yusuf Yerkel’in ismi halen özel kalem müdür yardımcısı olarak geçiyor. Bu durum kafaları karıştırdı.

GÜL ÖNDE
Öte yandan AKP içinde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yapılan bir anket de konuşuluyor. Kısa bir süre önce AKP, isim belirtmeden, “Cumhurbaşkanlığı’na kim aday olsun” sorusu yöneltildi. Anket, büyükşehirlerde yapıldı. Ankette, yüzde 25 Cumhurbaşkanı Gül, yüzde 24 Başbakan Erdoğan, yüzde 18 Meral Akşener, yüzde 17’de Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç çıktı. Bu durum parti yönetiminde de rahatsızlığa yol açtı.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Kemer'e farklı açıdan bak.

Sizde tatil için Kemeri seçtiyseniz:

 Popüler müzikleri Kemer ve çevresindeki bir çok eğlence yerleri, gece klüpleri, disco, bar ve cafelerde dinleme imkanına sahipsiniz. Buralarda bir yandan müzik dinlerken diğer yandan Türk ve dünya mutfağının lezzetli yemeklerinden tadabilirsiniz.

Özellikle havaların ısındığı yaz aylarında içini kaynatan ortamları ile kışa Kemerde bomba gibi hazırlanabilirsiniz.Moral ve Enerji dolu geceler sizleri tatil mekanları Kemerde bekliyor.

Rus kızları bize Türkçe öğretecek!

Rus arama motoru Yandex, Türkiye'ye özel yerel çalışmalarına yazım hatalarını da ekledi.

 Yandex, Türkiye'de arama sorgularında en sık tekrarlanan yazım hatalarını açıkladı. Yandex üzerinde yapılan milyonlarca sorgu arasında binlerce yazım hatası da yapılıyor.

Yandex, kullanıcıların en sık yaptıkları hataları özel bir sayfada toplayıp, okulların açıldığı bugün yayınladı. dilbilgisi.yandex.com.tr adresindeki özel sayfada, birçok kişi için artık alışkanlık haline gelmiş yazım hataları incelenebiliyor ve sosyal medya sitelerinde paylaşılabiliyor.

Özellikle Türkiyede yerleşik olarak bulunan binlerce rus kızı ise bu özellik sayesinde türkçelerini ilerletecek belkide bizden iyi türkçe konuşup bize öğretmeye kalkacaklar.

Nisan ayında turist kızların sayısı arttı.

Nisan ayında Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,20’lik artışla, 2 milyon 652 bin 71 kişiye ulaştı.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, nisan ayına ilişkin turizm istatistiklerini Twitter sayfasından paylaştı. Çelik’in yayınladığı verilere göre yabancı turist sayısında nisan ayında yüzde 8,20’lik artış yaşanırken, Türkiye’ye en çok turist gönderen ülke sıralamasında Almanya yine başı çekti. Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya yüzde 15,90 ile 1'inci, Rusya yüzde 8,14 ile 2'nci, İngiltere yüzde 5,60 ile 3’üncü sırada yer aldı.

En çok ziyaretçi alan şehir sıralamasında da İstanbul ilk sırada yer almaya devam etti. Nisan ayında İstanbul’a gelen ziyaretçi sayısı 1 milyon 15 bin olarak gerçekleşirken, Antalya 769 bin, Edirne 233 bin ziyaretçi sayısı ile ilk üçte yer aldı.

Havaların ısınması ile Kızlı Erkekli turist grupları tatil yörelerine akın etmeye başladı.


25 Mayıs 2014 Pazar

Erdoğan Cumhurbaşkanı adaylığını açıkladığı gün Başbakanlık'tan istifa etmeli.

Seçimlere katılan kamu görevlilerine istifa zorunluluğunu hatırlatan Aşık, Erdoğan’In buna istisna sayılamayacağını iddia etti.

İşte Melih Aşık’ın yazısının ilgili bölümü:
Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’na göre adaylığı kesinleşen kamu görevlilerinin istifa etmesi gerekiyor.
Kanunda hakimler, savcılar, öğretim üyeleri gibi meslekler sayılmış… Ancak milletvekili ve bakanlar ayrıca sayılmamış. Vural Savaş, Atilla Kart gibi hukukçular Meclis üyelerinin de kamu görevlisi olduğunu, Başbakan aday olduğu takdirde görevden istifa etmesi gerektiğini vurguluyorlar.

Buna karşılık Burhan Kuzu gibi AKP sözcüleri Başbakan’ın istifa zorunda olmadığını iddia ediyor. Düşününüz ki… Başbakanlık’ta bir düz memur iseniz, seçim kampanyasında kamunun imkânlarını kullanmamanız için görevden istifanız gerekiyor. Ama Başbakan iseniz istifanız gerekmiyor… Böylesi mantıksızlığı bir kuzu bile kabul edebilir mi?

Hatırlarsanız yerel seçimler öncesinde belediye başkanlığına aday olan bakanlar, yasada açık hüküm olmamasına karşın, doğrusunu yaparak etik gerekçeyle istifa etmiş, Başbakan da o gerekçeyi yerinde bularak istifaları kabul etmişti. Hatta istifalarını Başbakan istemişti.
Başbakan 12 Temmuz’da adaylığı kesinleştiği anda görevini bırakmalıdır…
CHP ve MHP de konuyu bir zahmet şimdiden gündeme getirmelidir.

Nuri Bilge Ceylan kimdir?

Nuri Bilge Ceylan kim? Nuri Bilge Ceylan "Kış Uykusu" adlı filmi ile 67. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazandı. Peki Nuri Bilge Ceylan kimdir? Nuri Bilge Ceylan'ın aldığı ödüller, filmleri ve hayatı.

Nuri Bilge Ceylan kim? Nuri Bilge Ceylan "Kış Uykusu" adlı filmi ile 67. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazandı. Peki Nuri Bilge Ceylan kimdir? Nuri Bilge Ceylan'ın aldığı ödüller, filmleri ve hayatı.

Nuri Bilge Ceylan, "Ödülümü son bir yılda hayatını kaybeden Türk gençlerine adıyorum" dedi. Ceylan, "Bu sene Türk sinemasının 100. yıldönümü. İnanılmaz güzel bir tesadüf. Thierry Fremaux, Gilles Jacob ve Jane Chanpion’a çok teşekkür ediyorum. Bu ödülü son bir yıl boyunca hayatını kaybeden tüm Türk gençlerine hediye ediyorum" diye konuştu.

Türk sinemasının Cannes tescilli, bol ödüllü yönetmeni Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filminden sonra hayata geçirdiği son filmi olan Kış Uykusu yine yüzünü taşraya dönen bir yapım. Filmin başrolünde Haluk Bilginer yer alırken, kadroda kendisine Demet Akbağ, Melisa Sözen, Ayberk Pekcan, Serhat Mustafa Kılıç, Tamer Levent, Nejat İşler ve Nadir Sarıbacak eşlik ediyor.

NURİ BİLGE CEYLAN KİMDİR?

Nuri Bilge Ceylan, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde iki yıl sinema eğitimi gördü. 1980'lerde kimi portföyleri Gergedan gibi dönemin nitelikli kültür ve sanat dergilerinde yayınlanan Nuri Bilge Ceylan, yaptığı dört filmin de, yönetmenliğini, senaryo yazarlığını ve yapımcılığını üstlendi. Sinemaya Koza adlı kısa filmiyle adımını atan Nuri Bilge Ceylan bu filmiyle, Cannes Film Festivali'nin ilgili bölümüne katılma başarısını gösterdi.

Nuri Bilge Ceylan 1997'de ilk uzun metrajlı filmi olan ve başta Berlin Film Festivali olarak pek çok dünya festivalinde gösterilen üç bölümlü, otobiyografik ve pastoral Kasaba filmini, 1999 yılında da bir meta-film olan ve ilk iki filmdeki otobiyografik izleği sürdüren ve büyük başarı kazanan Mayıs Sıkıntısı'nı çekti. Film, Berlin Film Festivali'nin yarışmalı bölümünde gösterilmişti.

56. Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı. Filmde yalnız ve yabancılaşmış iki kuzeni oynayan filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve film tamamlandıktan hemen sonra bir trafik kazasında ölen Mehmet Emin Toprak da ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü paylaşarak Türk sinema tarihinin en parlak başarılarından birine imza attılar.

Nuri Bilge Ceylan'ın dördüncü uzun metrajlı filmi olan İklimler, 2006 Cannes Film Festivali'nin yarışma bölümüne kabul edildi. Ceylan'ın o güne kadar çektiği en büyük bütçeli eser olan film, dijital görüntü teknolojisiyle kotarıldı ve görüntü yönetmenliğini Ceylan'ın kendisinin üstlenmediği ilk filmi olma özelliğini kazandı. Filmin bir diğer önemli özelliği ise, Nuri Bilge Ceylan'ın bu kez kamera önüne de geçerek, eşi Ebru Ceylan'la başrolleri paylaşmış olmasıdır.

Nuri Bilge Ceylan 2008 Cannes Film Festivali'nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle "En İyi Yönetmen Ödülü"nü aldı. Ödülü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında "Bu ödülü birisine adamak istiyorum: Tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme..." dedi. 64.Cannes Film Festivalinde Bir Zamanlar Anadolu'da filmiyle Büyük jüri ödülüne layık görüldü.

Almanya da Erdoğan eylemleri

Başbakan Erdoğan bugün Almanya'nın Köln kentinde konuşacak. Erdoğan'ın konuşma yapacağı Lanxess Arena önünde destekçileri, kentin başka bir alanındaysa protestocular toplanmaya başladı.

Erdoğan Almanya programı kapsamında bugün Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) 10. kuruluş yıldönümü toplantısına katılacak.

Toplantı Köln’deki 20 bin kişilik Lanxess Arena’da yapılacak.
Etkinliği izlemek isteyenler salon önünde toplanmaya başladı.

LANXESS ÖNÜNDE DESTEK SLOGANLARI
Grup, ‘Bu millet seninle gurur duyuyor’, ‘Recep Tayyip Erdoğan’ sloganları atıyor.
Köln’deki Ebertplatz’da ise Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri

Konfederasyonu’nun (AABK) çağrısıyla bir protesto yürüyüşü düzenleniyor. Bu yürüyüşe katılacak olanlar eylem alanında bir araya gelmeye başladı.
Bunun dışında aşırı sağcı görüşleriyle bilinen Pro NRW adlı grubun da bir gösteri yapacağı bildiriliyor.

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Tayyip Erdoğan her zaman ki gibi.

Her zamanki gibi kin ve nefret tohumları ekiyor

Tayyip, olaylarda ölen masum vatandaşlar için rahmet okuyacağına milleti kışkırtıyor, bölüyor, polise gaz veriyor…
İşte dünkü sözleri:


- Neymiş… Berkin Elvan’ı anacaklarmış.
- Her ölüm hadisesinde bir anma mı olacak.
- Ölmüştür geçmiştir.
- Kıran, döken karşısında polis nasıl sabrediyor anlamıyorum.
- Soma’yı bahane edip, vuran kıran, her fırsatta polise saldıranlar karşısında
elbette susmayacağız.

Erdoğan, 2 kişinin polis şiddetiyle öldüğü gün, bu açıklamayı yaptı Toplumdaki kutuplaşmayı derinleştiren Erdoğan, büyük tepki çekti
Baş­ba­kan Tayyip Er­do­ğan, yan­gı­na kö­rük­le gi­di­yor… Yü­re­ği ya­nan ai­le­le­rin acı­sı­na acı ka­tı­yor. An­ka­ra­’da­ki Ge­niş­le­til­miş İl Baş­kan­la­rı top­lan­tı­sın­da ko­nu­şan Baş­ba­ka­n’­ın he­de­fin­de, Ge­zi­’de po­li­sin gaz kap­sü­lüy­le ölen Ber­kin El­van (15) var­dı. Da­ha ön­ce mi­ting­de Ber­ki­n’­in an­ne­si­ni yu­ha­la­tan Er­do­ğan, bu kez kü­çük ço­cuk için “Öl­müş­tür, geç­miş­ti­r” de­di. Ok­mey­da­nı­’n­da 2 ki­şi­nin ha­ya­tı­nı kay­bet­ti­ği gün ya­pı­lan bu açık­la­ma tep­ki çek­ti. İş­te Er­do­ğa­n’­ın o ibretlik söz­le­ri:

“Öl­müş­tür, geç­miş­tir!”
İş­çi ar­ka­daş­la­rı­mız ‘Ne za­man işi­mi­ze ge­ri dö­ne­ce­ğiz?’ di­yor. ‘Bü­tün ön­lem­le­ri­mi­zi ala­lım son­ra işi­ni­ze baş­la­ya­cak­sı­nız’ de­dim. Maden kazalarını sıfırlamak mümkün değil.
301 şe­hi­di­mi­zin acı­sı ta­zey­ken sus­tuk. Ama kim­se ku­su­ra bak­ma­sın. So­ma­’yı ba­ha­ne edip kı­ran, dö­ken kar­şı­sın­da yi­ne sus­ma­ya­ca­ğız.
Ney­miş Ber­kin El­va­n’­ı an­mak için tö­ren­ler dü­zen­le­ye­cek­ler­miş. Her ölüm ha­di­se­sin­de bir tö­ren mi dü­zen­le­ye­ce­ğiz. Öl­müş­tür geç­miş­tir.
Bü­tün bu araç­la­rın üze­ri­ne bu te­rö­rist­ler cam­la­rı kır­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar. Po­lis eli ko­lu bağ­lı mı ka­la­cak, bir şey yap­ma­ya­cak mı? Na­sıl sab­re­di­yor­lar an­la­ya­mı­yo­rum.
El­le­rin­de akıl­lı te­le­fon­la­rıy­la ah­kam ke­ser­ler, ya­lan söy­ler­ler.
twit­te­r’­da at­tık­la­rı twe­et gün­dem lis­te­si­ne gir­mi­yor­sa bun­lar için hiç­bir ko­nu önem­li de­ğil­dir. Bun­lar ken­di­le­ri 140 ka­rak­ter ya­zın­ca dün­ya­yı kur­ta­ran adam zan­ne­der­ler.
Bun­lar lüks ka­fe­ler­de otu­rur­lar, de­niz gö­ren ya­lı­la­rın­da Bo­ğa­z’­a na­zır vil­la­la­rın­da otu­rur­lar.

23 Mayıs 2014 Cuma

Yolda bulduğu altınları polise verdi.

Temizlik işçisi Abuzer Çelik, yolu süpürürken bulduğu 1,5 kilogram altın yüzüğü polise teslim etti.

Belediyede hizmet alımıyla temizlik işçisi olarak çalışan Çelik, kuyumcuların bulunduğu Harıkçı Caddesi'nde yolu süpürürken yerde çanta buldu. Çelik,   altın yüzük dolu çantayı, bölgede görevlipolis memurlarına verdi.

Polis ekipleri, yaklaşık 120 bin lira değerindeki altın yüzükleri, sahibine ulaştırması için Adıyaman Sarraflar ve Kuyumcular Derneği Başkanı Mehmet Ali Yaylagül'e teslim etti.

Çelik, gazetecilere, "Sahibini bilmediğim için altınları polis memuruna verdim. Haram mal olduğu için teslim ettim, haram yemem. 6 çocuğum var, zengin bir insan da değilim, haram mal olduğu için teslim ettim" dedi.

Dernek başkanı Yaylagül de altınları, şehir dışından gelen firma yetkililerinin düşürdüğünü belirterek, "Memleketimizin tabiriyle helal mal, helal kişiye denk geldi gerçekten. Ben bu amcamıza teşekkür ediyoruz. Altınların sahibi firma yetkilileri, altınları bulduğu için bu kardeşimize iki yüzük hediye etmemi istedi. Ben de kendisine ve eşine iki yüzük hediye ediyorum. Amcamız, insanlık görevini yaptı. İnsani davranışta bulundu" diye konuştu.

Yaylagül, daha sonra altınların sahibi olan firma adına Çelik'e 2 altın yüzük hediye etti.

Bu arada, Adıyaman Belediyesi'ne hizmet alımıyla temizlik işçisi sağlayan şirketin, örnek davranışından dolayı Çelik'i 3 gün izinle ödüllendirdiği öğrenildi.

Emlak vergisini %15 az ödemenin yöntemi ne?

Emlak Vergisi'nin ilk taksidinin ödenme tarihinde sona doğru yaklaşılırken birçok ev sahibi katlanan vergi tutarından şikâyetçi. 

Emlak Vergisi iki ayrı değer göz önüne alınarak hesaplanıyor. Bunlardan ilki 4 yılda bir belirlenen arsa metrekare birim fiyatları. Bu değer 2014'te yeniden belirlendi ve birçok şehir ve ilçede yüzde 300'leri bulan artışlar nedeniyle mahkemelere taşınmaya başlandı. Takdir komisyonları tarafından belirlenen arsa bedelleri bu yıl mahkemeye götürülebiliyor. Çünkü önceki yıllarda komisyon kararlarına itiraz edilemiyordu. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulunca iptal etti. Böylece vatandaşların Emlak Vergisi'nin bir ayağına ilişkin mahkemeyolu açıldı.

Diğer ayak ise bina inşaat maliyeti. Bu maliyetleri Maliye Bakanlığı her yıl yenidenyayımlıyor. İşte yüksek belirlenen arsa bedelinden daha fazla ödenecek vergiyi deetkileyen ve gözden kaçan uygulama da burada başlıyor.

Belediyeler Maliye'nin cetveline göre binaların metrekaresini çarpıp verginin diğer ayağını belirliyor. Fakat belirlenecek maliyet 5 ayrı sınıfta toplanıyor. Lüks, 1, 2, 3 ve basit sınıf olarak. Belediyeler bu sınıfları şimdi ya müteahhitlerin bayanına göre ya da kendisi belirliyor. Vergiyifazla almak için de birim fiyatı fazla olan sınıfı seçiyor. Oysa belediyelerin belki de işine gelmediği için uygulamadığı ve binanın hangi sınıfta olduğunu düzenleyen yasal düzenlemelermevcut.

İlk olarak 1972 yılında çıkarılan Emlak Vergisi'ne Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük konuya el atmış. Bu tüzükte binalar 5 sınıfa ayrılarak bu sınıfların nasıl belirleneceği Maliye Bakanlığı'na bırakılıyor. Bakanlık da 15 Aralık 1983'te hangi yapınınlüks hangisinin birinci hangisinin ikinci sınıf olacağını belirlemiş. Örneğin binanın lüks sayılması için dış cephesi, mermer, çini ve bakır kaplamalı olmalı. 2'den fazla odası gizli ışıklandırmalı, 2'den fazla odası ısı ve ses yalıtımlı gibi birçok özelliği olmalı.

YARIDAN FAZLA ÖZELLİĞİ İÇERMELİ

14 seri No'lu tebliğde de Maliye Bakanlığı yukarıdaki 2 yasal düzenlemeye dikkat çekerek binainşaat maliyetinin belirlenmesinde bakanlığın 15 Aralık 1983'te yayımladığı cetvele göre belirlenmesi gerektiğini belirterek bu konudaki şüphelere de yer bırakmıyor. Aynı tebliğde bir sınıfın yarısından fazla özelliği bünyesinde barındıran binanın o sınıfa gireceği ifade edilerek bir sınıfın özelliklerinden yarısından bir az özelliği taşıyan binanın bir alt sınıfta değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu ise verginin yüzde 15'e kadar düşmesini sağlayabiliyor.