adli olaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adli olaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2021 Perşembe

Aynı gece karısını öldürdü.Öz kızına cinsel istismarda bulundu.

Vahşet 5 yıl sonra ortaya çıktı. Kızı dehşet dolu geceyi anlattı

 Topçular Mahallesi 111'inci Sokak'taki Akçay Apartmanı 5'inci katında oturan Naride Nur Yıldızhan, 7 Kasım 2016'da Iğdır Emniyet Müdürlüğü'ne başvurarak babası Eyüp Yıldızhan'ın, kendisi ve kardeşlerinin hürriyetini tahdit ettiğini, boşadığı annesi Nesrişah Yorgun'u da bıçaklayarak öldürdükten sonra kan izlerini temizleyip cesedi de arkadaşıyla taşıdığı ihbarında bulundu.




Gözaltına alınan Eyüp Yıldızhan, “Ben karımı öldürmedim. Kendisi kayıp ben de merak ediyorum” diye ifade verdi. O dönem cinayet tespit edilemediği için dosya arşive kaldırılırken, Nesrişah Yorgun için de arama kaydı hazırlandı. Eyüp Yıldızhan, çocuklarına yönelik ‘hürriyeti tahdit' suçundan tutuklanarak cezaevine kondu.

DOSYA YENİDEN AÇILDI

Iğdır Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro dedektifleri, 4 ay önce Nesrişah Yorgun'un dosyasını yeniden açtı. Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan aldıkları izinle soruşturmayı derinleştiren ekip, olayı sil baştan incelemeye aldı. Ekipler, Eyüp Yıldızhan'ın olaydan önce yaptırdığı çelik bir sandığı evine taksi ile götürdüğünü belirledi. Ulaştıkları taksi şoförünün çelik sandığı doğrulaması üzerine polisler, olayın yaşandığı tarihteki kamera kayıtlarını inceledi. Ekipler, sandığın ailenin 5 yıl önce oturduğu binadan çıkarılmadığını belirledi. Ailenin bodrum katında kiler olarak kullandığı bölümü inceleyen ekipler, kadavra köpeği ile arama yaptı.

SANDIKTAN CESET ÇIKTI

Köpeğin tepki vermesi üzerine fayansları kırarak kazı yapan polis, çelik sandığa ulaştı. Sandığı açan ekipler, cesetle karşılaştı.

İncelemede, cesedin Nesrişah Yorgun'a ait olduğunu belirleyen polis, cezaevinde bulunan Eyüp Yıldızhan hakkında soruşturma başlattı. Polisler, olay günü Yıldızhan'ın yanında olduğunu belirledikleri İhsan Alver’i de cinayetten kısa bir süre sonra yerleştiği İstanbul'da gözaltına alarak, Iğdır’a getirdi.

Emniyetteki ifadesinin ardından mahkemeye çıkarılan Alver, suçunu itiraf etti. Alver, “Eyüp beni çağırdı, kadını öldürmüştü. Benden cesedi bodruma indirmek için yardım istedi. Olmaz dediysem de ‘Yardım etmezsen birlikte yaptık’ derim diyerek tehdit etti, korkuttu. O yüzden yardımcı olmak zorunda kaldım” dedi. Alver tutuklanarak cezaevine gönderildi.

BABAM ANNEMDEN LAHANA SARMASINI İSTEDİ

Yaşadığı kabus dolu geceden 5 yıl sonra, annesinin cenazesinin apartmanın bodrum katında üzeri fayanslarla örtülü bir sandığın içinden çıkmasına çok üzüldüğünü söyleyen çiftin 8 kız çocuğundan Naride Nur Yıldızhan yaşadıklarını ve gördüklerini Demirören Haber Ajansı’na (DHA) anlattı. Olay günü annesi ile bir kafede oturduğunu belirten Yıldızhan şunları söyledi:

* Babam, annemi cep telefonu ile arayıp lahana aldığını ve bunu kendisi için sarmasını istedi. Eve gittik. Annem kendisine yardım etmem için beni mutfağa gönderdi.

* Babam ‘sen hastasın, karnın ağrıyor yatağına gir çıkma’ diyerek izin vermedi. Ben de yatağımdan çıkmadım. Yatağımda uzanırken babam anneme yardım ediyordu. Babamın elinde küçük bir hap vardı. O hapı annemin birasına attı. Annem birayı yarısına kadar içti.

* Annem telefonla konuşuyordu, sonra tuvalete gitti. Ben odadayken gürültü duydum. Merak ettim, baktım, babam kucağında annemi almış getiriyordu. Babam, annemi yatağa koyarken ‘Anneme ne oldu?’ diye sordum. Babam ‘annenin tansiyonu var, düştü, bayıldı’ dedi. Ben de ‘annemin böyle bir şeyi olmazdı’ bana ‘sen karışma diye’ bağırınca korktum. Karnım ağrıdığı için babam meyve suyu getirdi ve ‘iç bir şeyin kalmaz’ dedi.

* Onu içince gözüm kararmaya başladı, düştüm. Sonra gözümü açtığımda hava karanlıktı. Bir tane orta yaşlı kır saçlı adanın sonradan adının İhsan Alver olduğunu öğrendiğim şahıs, yatağı siliyordu, yerde kova ve bulaşık süngeri vardı.

* Benim uyanmama adam korktu, tedirgin oldu ve babama ‘Eyüp kızın kalktı gel’ dedi. Babam bana ‘bir şey hatırlıyor musun?’ sordu. Ben de hatırlamadığımı belirterek annemi sordum.

* Babam, ‘annenin burnuna yumruk vurdum, kanadı o da evi terk etti’ dedi. Ben lavaboya gideceğimi söyledim. Babamla konuşurken İhsan Alver de yanımızdaydı.

* Babam beni tuvalete götürdü. Geri döndükten sonra odanın kapısını üzerime kilitledi. Ben ‘neden üzerime kapıyı kilitledin?’ diye sorunca ‘Koy başını sen yat, karışma’ dedi.

* Sonra ışığı açtım, halıların her yeri kandı, ama temizlenmişti. Çok fazla kan vardı. Korktum, tedirgin oldum, ‘baba bu ne kan’ diye sordum. ‘Senin annenin burun kanıdır, sen karışma yat’ dedi.

* Televizyon açmıştı, televizyon ışığı vardı, ben yatakta yatıyordum. Evde sanki temizlik yapıyorlardı. İhsan’la babam ev içinde oraya buraya gidiyorlardı.

CİNSEL İSTİSMARDA BULUNDU

Sabah uyandığında babasının kendisine eliyle aşure yedirdiğini sözlerine ekleyen Naride Nur Yıldızhan, “İhsan gittikten sonra babam benden soyunmamı istedi. Neden soyunacağım dediğimde babam prezervatifi cinsel organına takmış bir halde geldi. Bana dedi ki senle ilişkiye gireceğim, zorla yatağa atarak benimle ilişkiyi girdi. O babam olmasına rağmen muayeneye gittim, ama korumalı olduğu için bir şey bulunmadı. Şu an babam benim özgürlüğümü kısıtlamaktan dolayı cezaevinde” ifadelerini kullandı.

25 Mayıs 2014 Pazar

Köprüden atlayan ile aynı isimli kızı çıldırttılar.

Çok meraklı millet olduğumuz kadar bir o kadarda patavatsız yaratılmışız.Gün içinde bir kadının boğaz köprüsünden çıplak olarak atlayıp intihar ettiği haberi haber sitelerinde yer almıştı.Bir kısım işgüzarlar yememiş içmemiş araştırıp aynı isimli 17 yaşındaki bir kızcağıza musallat olmuşlar.

İşte o yazışmalar:

niye atliyosun hadi atliyosun niye soyunuksun hadi soyunuksun niye köprü hadi körüdesin niye götünü arabalara çeviriyosun hadi çeviriyosun devamı gelecek :d


olm sen şans eseri mi doğdun? hani seni beklemiyolardı da babanın sarhoş anına mı denk geldin? atlayan ben değilim 35 yaşında bi kadın, ben 17 yaşındayım ayrıca atlayan kişi ben olmasam bile bu yaptığınız saygısızlık, biraz beyin ya..biraz...
27 dakika önce

ankaraya yeni köprü yapılıyomuş haberin var mı ? sizi bana sırayla mı gönderiyolar? 32 dakika önce
Götündeki dövmeye 3 posta addirdim burcu LA BEN ANKARA'DA YAŞIYORUM İNTİHAR FELAN DA ETMEDİM Bİ SİKTİRİN GİDİN YETER! yaklaşık 2 saat önce
neden soyunarak intihar ettiniz? Hay ebenizi ya yaklaşık 2 saat önce

Suya düşmen kaç saniye sürdü ? Senin beynin kadar küçük bir süreydi yurdum insanı...BEN O KADIN DEĞİLİM. yaklaşık 2 saat önce

neden çıplak atladın La mal mısın ben ANKARA'da yaşıyorum ne işim var köprüde yaklaşık 2 saat önce
ne kadar işsiz var türkiyede Aynen yaklaşık 2 saat önce

biz çok meraklı milletiz yaaa... intihar edeni ararken burda buldum kendimi O da iyimiş yaklaşık 2 saat önce
Köprüden atlayanı ararken seni buldum Ülkede bi tane burcu namlı vardı zaten o da boğazdan atladı....gerçekten çok zekisiniz.... yaklaşık 3 saat önce

Hacı atlamadıysan da atlamış kadar oldun AYNEN yaklaşık 3 saat önce
intihar eden kız sen misin Ya evet intihar ettim sonra da ask.fm açtım zaten 35 yaşındayım ya yaklaşık 3 saat önce


yasin kac 17 yaklaşık 3 saat önce
qnq su serin mi Tam kararında :D yaklaşık 5 saat önce
unlu oldun :D Ya sormaa yaklaşık 5 saat önce
burcu? ? yaklaşık 5 saat önce
burcu sana bişrey sorcaktım Evet? yaklaşık 5 saat önce
köprüden atlayan burcu namlı sen misin? 35 yaşında gibi mi görünüyorum? yaklaşık 5 saat önce
yaşıyo musun? La bak insana zorla küfür ettirtiyosunuz yaklaşık 6 saat önce
sen mi atladın :( atladın derken? yaklaşık 7 saat önce

24 Mayıs 2014 Cumartesi

"Ayhan Yılmaz gaz fişeği ile vuruldu" iddiası.

"Ayhan Yılmaz gaz fişeği ile vuruldu"
Okmeydanı'nda hayatını kaybeden ve kimliği dün akşam saatlerinde belirlenen Ayhan Yılmaz'ın gaz fişeği ile vurulduğuı öne sürüldü.

Okmeydanı'nda hayatını kaybeden ikinci kişinin kimliğinin 42 yaşındaki Ayhan Yılmaz olduğu belirlendi.

Uğur Kurt isimli gencin polis tarafından vurularak öldürülmesinin ardından çıkan olaylarda hayatını kaybeden ancak kimliği belirlenemeyen kişinin 1972 Giresun doğumlu 42 yaşındaki Ayhan Yılmaz olduğu belirlendi.

GÖZÜNDEN ŞARAPNEL PARÇASI ÇIKTI

Çıkan olaylarda atılan el bombasının patlaması sonucu ağır yaralandığı iddia edilen kişi bugün hayatını kaybetti. Sağ gözünden şarapnel parçası çıkarılan ve beyin kanaması geçiren kişinin üzerinden sadece bir çakmak çıkmıştı.

AF ÖRGÜTÜ: AYHAN YILMAZ GAZ FİŞEĞİ İLE VURULDU

Uluslararası Af Örgütü, Okmeydanı’nda polis tarafında vurulduğu iddia edilen Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz’ın ölümüne ilişkin bir açıklama yaptı.
Açıklamada el yapımı bir patlayıcıdan çıkan şarapnel parçasınin kafasına gelmesi sonucu ağır yaralandığı belirtilen Ayhan Yılmaz'ın gaz fişeğinde yaralandığı öne sürülerek, "ilk raporlara göre bir kişi sağ gözünden gaz yaşartıcı gaz fişeği ile vuruldu. Hastaneye kaldırıldı fakat aldığı yaralar sebebiyle hayatını kaybetti" denildi.
Gezi Parkı eylemlerinden bu yana polisin aşırı şiddet kullanımına vurgu yapılan açıklamada “Okmeydanı'ndaki iki ölüm, Türkiye'nin gösterilerde sürekli olarak aşırı güç kullandığı bir dönemin ardından gerçekleşti. Haziran 2013'ten bu yana hak ihlali niteliğindeki güç kullanımı yüzünden dört kişi doğrudan olay yerinde öldü. Yetkililerin polisin gerçekleştirdiği hak ihlalleri ile ilgili derhal ve etkili bir soruşturma başlatma konusundaki başarısızlığı halkın artan öfkesini körükledi” ifadesi kullanıldı.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Okmeydanında polis taşeron işçi'yi başından vurdu.

Uğur Kurt olaylar esnasında gerçek silah mermisi ile vuruldu. Kurt'u vuran merminin polisin silahından çıktığı iddia edildi.

Okmeydanı’nda bugün yaşanan olaylarda Beyoğlu Belediyesi’nde taşeron işçi olarak çalışan Uğur Kurt başından vurularak ağır yaralandı. Okmeydanı SSK Hastanesine kaldırılan Uğur Kurt’un hayati tehlikesi hala devam ediyor.

Uğur Kurt olaylar esnasında gerçek silah mermisi ile vuruldu. Yaşanan bu gelişmeden sonra gün boyu silahın polis tarafından ateşlenip ateşlenmediği tartışıldı. Ortaya çıkan görüntülerde ise olaylar sırasında polis olduğu iddia edilen bir kişinin silahını beline yerleştirdiği görülüyor.

Görüntülerde yüzleri kapalı eylemcilerin polislere molotofla saldırdığı görülüyor. Grubun saldırısının ardından arka arakaya silah sesleri duyuluyor. Tam bu anlarda bir ayrıntı dikkat çekiyor. Akrep adlı aracın yanında polis olduğu iddia edilen bir kişi silahını beline koyuyor. Bu görüntü silahı ateşleyenin o polis mi olduğu sorularını akıllara getiriyor. Bir fotoğrafta da olay anında polislerin ellerindeki silahlar açık bir şekilde görülüyor.

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Liseli Dilan 4 gündür kayıp

Mardin'in Midyat İlçesi'nde, geçen cuma sabahı okula gitmek üzere evden çıkan lise öğrencisi 16 yaşındaki Dilan Kuş'tan bir daha haber alınamadı.

Midyat’ın Akçakaya Mahallesi’nde oturan Behiye- Abdülkerim Kuş çiftinin 9 çocuğundan 6'ncısı olan Anadolu İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Lisesi öğrencisi Dilan Kuş, geçen cuma sabahı okula gitmek üzere evden çıktı. Liseli Dilan, akşam eve dönmedi. Kızlarının eve dönmemesi üzerine arama başlatan aile, Dilan'ın okul arkadaşları ve okul idaresine, kızlarının eve dönmediğini haberini verdi. Kızlarının o gün okula da gitmediğini öğrenen Kuş çifti daha sonra da polise giderek, kayıp başvurusu yaptı. Evlerinde gözleri yaşlı bir şekilde kızlarından gelecek müjdeli haberi bekleyen aile, yetkililerden çocuğunun bulunması için yardım istedi.

'ALLAH RIZASI İÇİN KIZIMI BULUN'
Ağlayarak kızının bulunmasının isteyen baba Abdülkerim Kuş, "Kızım sabah evden okula gitmek için çıktı ve bir daha kendisinden haber alamadık. Okul çıkışı eve gelmeyince kızımı aramaya başladık. Okul idaresinden kızımı sorunca, o gün derse girmediğini öğrendim. Onu kendi imkanlarımızla ilk olarak aradık, daha sonra polise başvuruda bulunduk. Kızım 4 gündür kayıp. Aramadığımız, sormadığımız hiçbir yer kalmadı. Ama kızımı bulamadık. Allah rızası için kızımın bulunması için yardım istiyorum. Kızımın evde hiç kimse ile bir sorunu yoktu. Onu bulanlar, görenler bize lütfen haber versin. Gözümüze uyku girmedi, huzurumuz kalmadı. Hayatından endişe ediyoruz. Bir keçi bile kaybolduğunda hemen bulunuyor, ama hala kızım ortalıkta yok" dedi.

Kızı Dilan'ın kaybolmasından bu yana bilgisayar başında kızının fotoğraflarına bakan ve bulunması için dua eden anne Behiye Kuş ise, "Herkesten yardım bekliyorum. Lütfen kızımı bulun ve eve gelsin. Onu çok özledik. Artık her kapıyı açan acaba o mudur diye hepimiz kapıya bakıyoruz. Kızım çok küçük. O bizim her şeyimiz. Onu görenler ve yerini bilenler, lütfen bize haber versin" diye konuştu.

Olmaz demeyin oldu burası Türkiye!

Korku emaresi görülmemiş!
İzmir'de 10 yaşındaki bir çocuğun polis tarafından gözaltına alınmak istendiği ve korkudan altını ıslattığı şeklindeki haberlere ilişkin İzmir Valiliği'nden yazılı bir açıklama geldi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:
"13.05.2014 tarihinde Soma ilçesindeki kömür ocağında meydana gelen acı olayda hayatlarını kaybeden maden işçilerinin ölümünü protesto maksadıyla kentin değişik bölgelerinde kanunsuz eylemler düzenlenmiş, bu eylemlere katılanlara gerekli uyarılar yapılmış, eylemlerde şiddet kullanan, sokakları trafiğe kapatıp işyerlerine, bankalara ve kamu mallarına zarar vererek, tahribat yapanlara yönelik, müdahale ve gözaltı işlemi uygulanmıştır."

"UZAKLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILDI"
"Kent trafiği işlemez duruma gelmiş, güvenlik görevlilerince yolların trafiğe açılması için yapılan her müdahaleye taşlı sopalı, havai fişekli saldırılar gerçekleşmiştir. 16.05.2014 günü aynı gruplar Talatpaşa Bulvarı'nı dört yönden barikat oluşturarak trafiğe kapatmış ve yine trafiği açmak için yapılan polis müdahalesine taşlı, sopalı ve havai fişekli saldırılar olmuş, eylemci gruplar üzerlerine TOMA’larla kademeli ve artan oranda su sıkılmak sureti ile dağıtılmış, dağılmamakta ısrar edenlere yönelik gözaltı işlemi uygulanmıştır. Bu esnada söz konusu eylemlere iki gün boyunca sürekli katıldığı ve aktif rol aldığı gözlenen basın yayın organlarında bilgi ve görüntüleri aktarılan bahse konu çocuk başta olmak üzere yaşıtı diğer çocuklarla beraber zarar görmemesi ve yaralanmaması amacıyla eylemci grubun içerisinden uzaklaştırılmaya çalışılmış, medya organlarınca da bahse konu bu görüntüler yayınlanmıştır. Bu aşamada yapılan eylemlerde aktif rol aldığı gözlenen çocuğun zarar görmemesi için grubun içerisinden uzaklaştırılmasıdır ve burada gözaltı işlemi kesinlikle uygulanmamıştır."
''13 YAŞINDA''
Açıklamada, "17.05.2014 günü yapılan eylemlerde görülen ve aktif olarak olayların içerisinde yer aldığı anlaşılan çocuğun ve diğer küçük çocukların suça sürüklenen çocuklardan olup olmadığının tespiti amacıyla, eylem sonrası Çocuk Şube Müdürlüğü ekiplerince takiple, gece sokakta yalnız dolaşırken kimliğinin tespiti amacıyla muhafaza altına alınmış, bu çocuğun 2001 doğumlu (13 yaşında) A.K. olduğu, emniyet kayıtlarında bir kez yağma suçundan mağdur, bir kez de kayıp çocuk olarak işlem gördüğü, üç gündür evine gitmediğini çocuğun bizzat kendisinin beyan etmesine rağmen ailesi tarafından kayıp müracaatında bulunulmadığı tespit edilmiş, konu Nöbetçi Çocuk Savcısına aktarılmış, hakkında 2911 Sayılı Kanuna muhalefetten suça sürüklenen çocuk sıfatı ile işlem yapılması, olaya ilişkin video ve fotoğraf kayıtları ile birlikte mesai saatleri içerisinde adliyeye mevcutlu getirilmek üzere ailesine teslim edilmesi talimatı alınmış, alınan talimat gereğince 20.05.2014 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı’na götürülmek üzere A.K. adlı çocuk annesine teslim edilmiştir."

Olay nasıl olmuştu:

10 yaşındaki çocuğu gözaltına almak istediler!
İzmir'de Soma protestosuna polis gece saatlerinde müdahale etti. Bu sırada yakınlarıyla eğlenmeye gelen 10 yaşındaki çocuğun da gözaltına alınmak istemesine çevredekiler tepki göstermişti.

Kentin en işlek caddesi Kıbrıs Şehitleri’ne yakınlarıyla eğlenmeye geldiği öğrenilen 10 yaşlarındaki bir çocuğun gözaltına alınmaya çalışılmasına, çevredekiler tepki gösterdi. Diğer polislerin de araya girmesiyle çocuk, kısa sürede bırakıldı.

16 Mayıs 2014 Cuma

Soma faciasını soruşturacak savcı Akp il başkanı adayı çıktı!

Soma Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 284 kişinin ölümüyle ilgili başlattığı soruşturmada çarpıcı ayrıntı. Savcı Ömer Türken AKP il başkan adayı çıktı.

Soma Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 284 kişinin ölümüyle ilgili başlattığı soruşturmada görevlendirilen savcı Ömer Türken’in daha AKP’den il başkan adayı olduğu ortaya çıktı.

Soma’daki kömür ocağında meydana gelen faciayı araştırın savcılardan biride Ömer Türken. Daha önce avukat olan Türken, savcılık sınavı kazanarak 2012 yılında Akhisar Cumhuriyet Savcılığı görevine atandı.
Bilecikli olan Ömer Türken uzun süre İstanbul’da avukatlık yaptı. Bir süre İstanbul Bilecikliler Derneği Başkanlığı görevini yürüten Ömer Türken, 2009 yılında AKP Bilecik il kongresinde başkan adayı oldu.

Ancak seçimi, Ömer Türken’in rakibi Ramazan Kurtulmuş 28 oy farkla kazandı. Türken, 2010 yılında başkanın AKPli olduğu Bilecik Belediyesi’nde avukat olarak göreve başladı. 2 yıla yakın belediye avukatlığı görevini sürdüren Ömer Türken, girdiği savcılık sınavlarını kazanarak 2012 yılında Soma Cumhuriyet Savcılığına atandı.

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Üç yaşındaki kıza tecavüz etti.İyi hal indiriminden yararlandı.

Esenyurt’ta 3 yaşındaki küçük kız çocuğuna tecavüz ederken yakalanan Soner Aydın’a, mahkeme üst sınırdan 15 yıl ceza vermesi gerekirken, iyi halden ‘2 yıl 4 ay’ ceza ceza verdi.

Esenyurt’ta 2012 yılında meydana gelen olayda; Soner Aydın (32) dondurma alarak kandırdığı 3 yaşındaki S.B’yi ve 5 yaşındaki kardeşi T.B.’yi bir parka götürdü. Daha sonra T.B.’yi bir şekilde kandırarak yanlarından uzaklaştıran Soner Aydın, S.B.’yi parkın ücra bir yerine götürerek tecavüz etti. Çevredekilerin ihbarıyla polis, Soner Aydın’ı suçüstü yakaladı.

Çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilen S.A. savunmasında, ‘Alkollüydüm. Evet, dondurma aldım ama tecavüz etmedim. Herkes bana iftira atıyor’ dedi. Yaklaşık iki yıldır devam eden davada sanığı suçüstü yakalayan polisler mahkemede tanık olarak dinlendi. Polisler sanığın tecavüz fiilinde bulunduğuna tanık olduklarını aktardılar. Adli Tıp Kurumu da mağdur S.B.’nin ruh sağlığının ağır şekilde bozulduğuna dair rapor verdi. Sanık Soner Aydın’ın savunması için İstanbul Barosu tarafından atanan 3 avukat da reddetti. Sanığın savunmasını yapacak bir avukat bulunmadığı için mahkemenin kararı alması bir ay kadar gecikti. Daha sonra kararın alınabilmesi için baro tarafından görevlendirilen bir avukat karar duruşmasına katıldı. Ancak savunma yapmadı.

Sanık Soner Aydın, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan, Türk Ceza Kanunu’nun 103/2 ve 106/6 maddeleri gereği üst sınır olan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak mahkeme sanık Soner Aydın’ın cezasını, cezaevinde kaldığı süre ve ‘duruşmadaki iyi halini’ göz önünde bulundurup 12 yıl 6 aya indirdi. İnfaz yasasına göre de bu cezanın 3/2’sini yatacağı için cezası 8 yıl 4 aya düşecek. 2 yıldır tutuklu olduğu içinde sanık Aydın 6 yıl sonra serbest kalacak. Yaşanan olayın ardından çocuklarının ruh sağlığının ağır şekilde bozulduğunu belirten aile çocuklarının olayı unutmasına iyi gelir umuduyla İstanbul’u terk etmeyi planlıyor.

VATAN’a konuşan mağdur S.B.’nin avukatı Erdem Canan ise duruşmaların yeniden görülüp S.B.’nin daha fazla zarar görmemesi için karara itiraz etmeyeceklerini açıkladı.

Yeni tasarıda iyi hal indirimi yok


Adalet Bakanlığının tecavüz suçları ile ilgili hazırladığı yasaya göre çocuğa karşı işlenen tecavüz suçunun üst sınırı 15 yıldan 20 yıla çıkarılırken tecavüzcülere iyi hal indirimi uygulanmayacak. Mağdurdan da rapor istenmeyecek. Bu suç yeni yasadan önce işlendiği içinde bu davada yeni hükümler etkili olmayacak.

13 Mayıs 2014 Salı

Mustafa İslamoğlu erkek çocuğuna tecavüzden ceza aldı mı?

Dinci kesim içerisinde önemli yer tutan bir isim var. Onun adı: Mustafa İslamoğlu. İslamoğlu"nun başını çektiği "Akabe Grubu" olarak bilinen büyük bir cemaati var. Hilal TV"nin sahibi olan Mustafa İslamoğlu Vakit ve Yeni Şafak Gazeteleri"nde köşe yazarlığı yapmasıyla bilindi, tanındı.

 İslamoğlu; Vakit"te Arif Çevikel, Yeni Şafak"ta Sami Hocaoğlu müstear isimlerini kullandı. Son dönemde Gülen Cemaati ile de yakınlaşan İslamoğlu, geçtiğimiz Haziran ayında ABD"ye yaptığı seyahatte Fethullah Gülen"i ziyaret etti. İslamoğlu, son dönemde orduya karşı atılan adımlara verdiği destekle de biliniyor. İslamoğlu"nun Akabe Vakfı ve Hilal TV"si sık sık Taraf"a reklam veriyor.

İslamoğlu"nun sırrı

Mustafa İslamoğlu"nun İslamcı kesim içinde herkesin bildiği ama "kol kırılır yen içinde kalır" diyerek saklanan bir sırrı var. O sırrı bir Müslüman dergi açıkladı. O dergi İBDA düşüncesine yakınlığıyla bilinen Baran dergisi. Baran dergisi ilk olarak 28. sayısında olayı gündeme getirdi. Habere göre Mustafa İslamoğlu"nun 1981 yılında hakkında kesinleşmiş bir hapis cezası vardı. Bu cezanın nedeni İslamoğlu"nun küçük bir erkek çocuğuna tecavüz etmesiydi.

Çocuk emanet ediliyor

Yıl 1980"¦ İslamoğlu"nun Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü"nde öğrenci olduğu günler...Aslen Kayserili ancak Ankara"da yaşayan ve Mustafa İslamoğlu ile tanışan M.D. isimli şahıs, İslamoğlu"ndan oğlu T.D"ye dini konularda ders vermesini istedi. İslamoğlu"nun teklifi kabul etmesi üzerine M.D. oğlu T.D."yi Kayseri"de yaşayan babaannesine bıraktı. T.D. geceleri babaannesinde kalırken, gündüzleri İslamoğlu"ndan dini konularda dersler aldı.

Tecavüze uğruyor

Ve bir gün...
T.D"nin babası M.D. Ramazan Bayramı nedeniyle Kayseri"nin Develi ilçesine geldiğinde oğlunu rengi sararmış ve dudakları morarmış gördü. Oğluna ne olduğunu sordu. Oğlu "rahatsızım" cevabını verdi. Ancak çocuğun amcaları T.D"yi sıkıştırdığında acı gerçek ortaya çıktı. Devamını Baran dergisinin 28. sayısında yayınladığı dava dosyasından okuyalım: "Kendisinden daha samimi davranan amcaları Sami ile Mevlüt"ün mağduru sonradan konuşturmaları üzerine olayı onlardan işittiğini, bunların aktarmasına göre sanığın mağduru dudaklarından öptüğünü, penisini kıçını oynayıp karıştırdığını, banyoda yıkadığını hatta arkadan ırzına geçtiğini duyduğunu olayın ortaya çıkmasından sonra aslen Develili olan ancak Ankara"da avukatlık yapan her iki tarafın yakın aile dostu Mehmet Boyvada Develioğlu isimli bir şahsın olayın gerçek içyüzü hakkında bilgi toplamak ve değerlendirme yapmak için tarafların yakınlarından oluşan bir aile meclisinde olay ile konunun tartışıldığını, sanığın yakınlarının onun bu suçu işlemiş olabileceği kanısına vardıklarını bildirerek sanıktan şikayetçi olduğunu söylemiştir."

Polis ifadesi

Tecavüze uğrayan T.D. ise polise verdiği 13 Ağustos 1980 tarihli ifadesinde şunları anlatıyordu: "Yanında Kuran kursu eğitimi gördüğü sanığın (Mustafa İslamoğlu) kendisini zaman zaman sıkıştırıp dudaklarından öptüğünü, önüne tutup ayıp hareketler yaptığını, hatta bir gün ablasının evinde banyoya sokarak kendisini yıkadığını, ordan dışarı çıkıp somyanın üzerine yatırınca da pantolonunu ve külotunu çıkartdığını, yüzü koyun yatırarak anüsüne bir şeyler sürttüğünü sonra bir ara kan gördüğünü"¦"

Şikayet daha sonra Adli Tıp Kurumu"na yansıdı. Adli tıp uzmanı Dr. Şahin Türkboyları tarafından düzenlenen ilk raporda: mağdurun anüs mukazasında eritem eve ekimoz tesbit edildiği, anüse küt cisimle bir darbe yapıldığı tespit edildi ve İslamoğlu"nun T.D."ye tecavüzü kanıtlandı.

Ülkücülerin iftirası

İslamoğlu ise verdiği ifadede ailenin "ülkücü" görüşe sahip olduğunu, kendisinin "Akıncı" görüşe sahip olması sebebiyle iftiraya maruz kaldığını söyledi.

Mahkeme şahitlerin beyanları, Adli Tıp raporu ve mağdurun ifadesi doğrultusunda İslamoğlu"nu TCK"nın 414/1 maddesin göre cezalandırdı. Adli Tıp raporuna göre İslamoğlu çocuğa tam olarak tecavüz edememişti. Cinsel birleşme tam olarak gerçekleşmemişti. Mahkeme ırza geçmeye teşebbüs suçundan 2 buçuk sene ceza verdi.
TC Develi Ağır Ceza Mahkemesi"nin 1980 / 77 esas nolu, 1981 / 63 karar nolu davasına Mahkeme Başkanı 19030 sicil nolu Metin Yüksel"in kararına göre İslamoğlu"nun cezası kesinleşti.

Babası "sapık" dedi

Baran dergisi olayın peşini hiç bırakmadı. 35. sayısında Mustafa İslamoğlu"nun babası Ahmet İslamoğlu"nun oğlu hakkında Ali Eren Hoca"ya yazdığı mektubu yayınladı. Mektupta İslamoğlu"nun babası "Muhterem Hocam Mustafa"nın dâl (sapık) ve mudilliği (saptırıcılık), baba olarak bizi çok huzursuz etmektedir. Salahına dua etmekteyiz. Sizlerden de ıslahına dua istirham etmekteyiz" diyordu. Babası Mustafa İslamoğlu ile ilişkisini kesmişti.
Baran dergisi 98. sayısında ise mahkemenin verdiği kararın resmi evraklarını yayınladı.

Konu üzerine konuştuğumuz haberi yapan muhabir Aydın Alkan ise Odatv"ye bu konuyu neden haberleştirdiklerini anlattı. Alkan açıklamasında İslamoğlu"nun çalışmalarının İslami kesime zarar verdiğini, bu tür insanların sapkınlıklarını bu nedenle deşifre ettiklerini anlattı. Alkan, son dönemde rantçı, sapkın eğilimlerin İslamcı kesimde artmasından rahatsızlığını dile getirdi. Alkan, kendilerinin bu kesimlerden ayrışmaya çalıştıklarını, bu nedenle "bizdendir" diyerek kimseyi kollamadıklarını anlattı.

Odatv"yi de eleştiren Alkan, "dinci, İslamcı, Müslüman" diyerek anılan kesimin bir bütünlük oluşturmadığını, içinde her akımda olduğu gibi çürük elmaların bulunduğunu, samimi Müslümanlar"ın İslamoğlu ile bir tutulmamasını rica etti. Alkan, her fikir akımının kendi içinde bu tür eğilimlerle mücadele etmesini önerdi.

İşte Baran"ın "kol kırılır yeni içinde kalır" düşüncesini gütmeyerek, 98. sayısında yayınladığı o belge:


12 Mayıs 2014 Pazartesi

Cinsel suçlulara kimyasal tıbbi tedavi uygulanacak

Adalet Bakanı Bozdağ, yeni yargı paketine ilişkin, "Cinsel suçlardan hapis cezasına mahkum olanlar, tıbbi tedavi, mağdurun bulunduğu yerde yaşamamak gibi tedbirlere tabi tutulacak" dedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yeni yargı paketine ilişkin, "Cinsel suçlardan hapis cezasına mahkum olanlar, tıbbi tedavi, mağdurun bulunduğu yerde yaşamamak, çocuklarla bir arada olmayı gerektiren ortamda çalışmamak, çocuklarla ilgili meslek icra etmemek tedbirlerinden bir veya birkaçına tabi tutulacak" dedi.

Bozdağ, "Çocuklara karşı işlenen bir suçtan dolayı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar 30 yıl yerine 39 yıl, müebbet hapis cezası alanlar 24 yıl yerine 33 yıl ceza infaz kurumunda kalacak" diye konuştu.

Bakanı Bozdağ,, "(Cinsel saldırıda) beden ve ruh sağlığının bozulması, yasa tarafından peşinen kabul edilmektedir. Böyle bir saldırıya uğrayanın beden sağlığı bozuldu mu bozulmadı mı bilirkişi incelemesine gidilmeyecektir" dedi.

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Brezilya'da kara büyü cinayeti.

Brezilya'da bir sahil kasabasında işlenen linç cinayeti, sosyal medyada söylentilerin ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi.

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, Sao Paulo yakınlarındaki Guaruja'da da insanlar haberleri gazetelerden çok Facebook sayfalarından alıyor.

Guaruja Alerta, en ünlü sayfalardan biri. Sayfayı 50 binden fazla kişi beğenmiş. Ancak buradaki bazı paylaşımların bir cinayet işlenmesine neden olduğu belirtiliyor.

Geçen Cumartesi 2 çocuk annesi 33 yaşındaki Fabiane Maria de Jesus, güpegündüz ellerinde taşlar ve sopalar bulunan bir grubun saldırısına uğradı, ağır şekilde dövüldü. Bu saldırı cep telefonlarıyla görüntülendi. Görüntüler internete kondu. De Jesus aldığı yaralardan Pazartesi öldü ve avukatları ölümünden Guaruja Alerta'nın Facebook sayfasının sorumlu olduğunu söylüyor.

Kasabada haftalardır, bir kadının çocukları kaçırıp, üzerlerinde kara büyü yaptığı söylentileri dolaşıyordu. Polisin iddiaları yalanlamasına karşın, Facebook sayafasında bir çok iddia yer aldı. İddialara göre çocukları kaçıran kadın yanında İncil taşıyordu.

Saldırıya uğradığu gün De Jesus da İncil taşıyordu ve bir çocuğa muz verirken görülmüştü.

De Jesus'un avukatı Airton Sinto, "Katilin Facebook sayfasının sahibi olduğunu düşünmüyoruz. Ama onun yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmesi gereken sorumsuz bir insan olduğunu düşüyoruz" dedi.

Sayfanın sorumluları, Facebook sayfalarında polisin hiçbir çocuğun kaçırılmadığına dair açıklamasına yer verdiklerini söylediler, ancak daha önceki paylaşımları kaldırmayıp söylentileri tartışmaya devam ettiklerini kabul ettiler.

Sayfanın sahiperinin avukatları, Facebook sayfasını suçlayanların yanlış kişileri aradıklarını, bunun yerine katillerin peşine düşülmesi gerektiğini söylediler.

Polis yetkilileri, De Jesus cinayetinin söylentilerle bağlantısı olduğunu söylemek için erken olduğunu belirtiyor. Ancak cinayetle bağlantılı olarak gözaltına alınan bir kişi söylentileri duyduğunu kabul etti.

Brezilya'da halihazırda sosyal medyada şayia yaymayı cezalandıran bir yasa yok.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Karısını öldüren adam hapisten bırakılınca gelinini boğup gömdü.

11 yıl önce karısını, şartlı tahliye olduktan sonra da geçtiğimiz yıl 19 yaşındaki gelinini öldüren Mehmet Yılmaz hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

 Yılmaz’ın iple boğarak gelinini öldürdüğü belirtilen savcılık iddianamesinde, Yılmaz’ın cesedi Şile’de gömdükten sonra ofisine gidip yattığı belirtildi.

Şile’de geçtiğimiz yıl Kasım ayında, oğlunun 19 yaşındaki imam nikahlı eşi Ayfer Adıyeke’yi boğarak öldürdüğü gerekçesiyle Mehmet Yılmaz (46) hakkında "Tasarlayarak öldürme" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

’BAŞKA ERKEKLERE BAKIYORSUN’ DEDİ, PENCERELERE DEMİR PARMAKLIK TAKTI

Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılıp 6 ay boyunca süren soruşturma, Şile Adliyesi’nde Ağır Ceza Mahkemesi bulunmadığı gerekçesiyle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, Ayfer Adıyeke, Mehmet Yılmaz’ın oğlu Kadir Yılmaz ile imam nikahıyla evlendi.

Bir süre sonra Adıyeke’ye "Evden dışarı çıkıyorsun, başka erkeklere bakıyorsun" diyen kayınpeder Yılmaz, evin pencerelerine demir parmaklıklar taktırdı ve genç kadını darp etmeye başladı.

CESEDİ GÖMDÜKTEN SONRA OFİSE GİDİP YATTI

Olay günü "Biraz konuşalım" diyerek Ayfer Adıyeke’yi araca bindiren Mehmet Yılmaz, aracı Şile istikametinde bulunan Gözlemeciler Mevkii’ne götürdü. Bu mevkiide aracı asfalt yoldan çıkartıp toprak yola giren Yılmaz iddianameye göre, aracı durdurduğu sırada genç kadının boğazını sıkmaya başladı. Ayfer Adıyeke’nin üzerinde bulunan eşofman ipini eşofmanından çıkartıp Adıyeke’nin boğazına dolayan Yılmaz, genç kadının öldüğünden emin olana kadar iple boğazını sıktı. Gelinini öldürdükten sonra üzerindeki kıyafetleri çıkaran kayınpeder Yılmaz, eliyle toprağı kazıp Ayfer Adıyeke’yi gömdü ve Dudullu’da bulunan ofisine gidip yattı.

CESET BULUNMASIN DİYE KÜREKLE DÜZELTTİ

Daha sonra kızı Kübra Yılmaz ile konuşup kendisini Gözlemeciler Mevkii’ne götürmesini istediği savcılıkça belirtilen Yılmaz, olay yerine geldiğinde araçtan inip yanına kürek aldı. Kızını olay yerinden gönderip Şile yolunda beklemesi gerektiğini söylemesi üzerine babasının bu tavrından şüphelenen Kübra Yılmaz, aile bireylerine telefon etti. Bu sırada Mehmet Yılmaz’ın cesedi gömdüğü yere gittiği ifade edilen iddianamede, cesedin bulunmaması için kürekle düzeltme yaptığı belirtildi.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İSTEMİ

Mehmet Yılmaz’ın daha sonra eve dönüp üzerindeki kıyafetleri ve çamurlanan spor ayakkabılarını yıkadığı ve jandarmadaki ifadesinde suçlamayı kabul ettiği belirtilen iddianamede, Mehmet Yılmaz hakkında "Tasarlayarak öldürme" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Geçtiğimiz yıl Kasım ayında güvenlik güçlerine imam nikahlı eşinin kaybolduğunu bildiren Kadir Yılmaz’ın ihbarı üzerine araştırma yapan Şile Jandarması aile bireylerinin verdiği ifadeler doğrultusunda Mehmet Yılmaz üzerinde toplanan şüpheleri değerlendirdi. Jandarma ekipleri yaklaşık 300 asker ile kokuya duyarlı köpeklerle olay yerinde arama çalışma başlattı, ceset bulundu. Polis ekipleri de Cumhuriyet savcısından alınan izinle, daha önce de gelinini birçok kez dövdüğü öne sürülen Mehmet Yılmaz’ın evine baskın düzenledi. Asayiş Büro ekipleri, yüzünde, kollarında ve boynunda tırnak izleri fark ettikleri Yılmaz’ı gözaltına aldı, Yılmaz sorgusunda cinayeti itiraf etti. Mehmet Yılmaz’ın 11 yıl önce eşine tabancayla vurarak öldürdüğü, 1 yıl önce de şartlı tahliye edildiği öğrenildi.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Bagaja kilitledikleri gençe işkence yapmışlar.

Eskişehir'de Ali İsmail Korkmaz'ın sopalarla dövüldüğü gün hemen yan sokakta, Tevfik Caner Ertay adlı bir başka üniversiteli de polisler tarafından, iddiaya göre demir sopalarla darp edilerek polis otosunun bagajına kilitlenmişti.

 Şehir içinde dolaştırılan Ertay, iki hastane gezdirildikten sonra avukatlarından saklanarak gözaltına alınmıştı. Eskişehir Devlet Hastanesi ve Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne ait kameralarda Ertay'ın bagajdan çıkarılıp hastaneye götürüldüğü ana ait kayıtlar var.

Radikal gazetesinden İsmail Saymaz'ın haberine göre, savcılığın bilirkişi olarak atadığı Ankara Emniyeti, gencin yanında kameralara yansıyan ve yüzü açık olan polisleri teşhis edemedi. Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Tevfik Caner Ertay, 2 Haziran 2013 akşamında polislerce demir sopalarla dövülüp, polis otosunun bagajına kilitlenerek ölümle tehdit edildiğini öne sürerek suç duyurusunda bulunmuştu. Ertay'in dilekçesine göre, o gece AKP Eskişehir İl Binası'na yürüyen grubun içindeydi. Gruba polis müdahale edince Ertay gazdan kaçıp bir otoparka saklandı. Arkasından gelen 20-30 polis, Ertay'ı tekme, yumruk ve copla dövdü. Baygın düşen Ertay gözünü açtığında polislerin gittiğini fark etti.

Yaşadığı kâbusun bittiğini düşünerek otoparkın üst katına çıktı. Ancak asıl kâbus ondan sonra başladı. Ertay bundan sonra yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bir saat sonra bulunduğum yere Eskişehir Terörle Mücadele Şubesi'nde çalışan, bildiğim, sivil giyimli beş polis geldi. Beni darp edip kimliğimi aldılar. Sürükleyerek merdivenlerden indirdiler. Aşağıda 15 polis daha vardı. Ellerindeki demir ve ahşap sopalarla bana saldırdılar. Yerde yatarken polis yüzüme biber gazı sıktı. Beni parka doğru sürüklediler, aracın bagajına sıkıştırıp, kapağını kapattılar. Aralarında 'Bunu yok edelim' diye baskı uyguluyorlardı. Bilmediğim bir caddeye götürdüler. Bagaj açıldığında da polis amiri olan 'Ayhan' isimli şahısla yaklaşık 10 polis vardı. Ayhan, 'İyi yapmışsınız, şimdi götürün' dedi. Bagajdan çıkartmaya çalıştılar. Direnince dövüp tekrar kapattılar."

Ertay, aracın bagajında iki hastaneye götürüldüğünü, rapor yazan doktora baskı uygulandığını, avukatlarını aramasının engellendiğini ve en sonunda polis merkezinde tutulduğunu savundu. Ertay'ın, Adli Tıp muayenesinde 'burnu ve elinde kemik kırığı, yüzünde yaygın şişlik, sağ göz altında 10x5 santimetre çapında morluk, sırtında, ensede, batında ve sol uylukta büyük kızarıklıklar' saptandı. Eskişehir Başsavcılığı, soruşturma sonunda Eskişehir Devlet Hastanesi ve Yunus Emre Devlet Hastanesi'nin kemaralarına el koydu.

Eskişehir Devlet Hastanesi kamerasına göre saat 02.29 sularında girişe sivil bir araç yanaşıyor ve sivil giyimli üç kişi iniyor. Sonra aracın bagajı açılıyor. Bagajdan çıkan Ertay topallayarak yürüyor. Bu halde hastaneye götürülüyor. 10 dakika sonra Ertay koluna iki polis girmiş halde yeniden bagaja bindiriliyor. Araç, saat 02.49'da Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne varıyor. Ertay, tekerlekli sandalyeyle götürülüyor. Bu sırada koridorda, Ertay'ı getiren iki polis beliriyor. Biri şapkalı iki polis, kısa bir muayenenin ardından Ertay'la odadan ayrılıyor.

Ertay'ın Eskişehir Devlet Hastanesi'ne giriş kayıtlarını inceleyen Ankara Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü'nün 14 Mart tarihli bilirkişi raporunda, 'kayıt çözünürlülüğünün düşük olması, kayıtların uzak mesafe olması ve şüpheli şahısların yüzünü temsil eden görüntü bilgisinin yeterli düzeyde olmaması' nedeniyle teşhis yapılamadığı ifade edildi. Bilirkişiler, Yunus Emre Devlet Hastanesi'nin koridor kamerası görüntülerini ise incelemedi.

4 Mayıs 2014 Pazar

Altın yumurtlayan adam!

Bağırsaklarından 12 külçe altın çıktı!...Kolayca çıkarırım sandı ama işler istediği gibi gitmedi.

Hindistan’ın Yeni Delhi Eyaleti’nde cerrahlar ağrı şikayetiyle gelen 63 yaşındaki kişinin bağırsaklarında 12 tane küçük altın buldu.

Bir işadamı 33 gramlık, ‘Altın bisküvi’ olarak bilinen küçük altın külçelerini Singapur’da satın alarak yuttuktan sonra 28 Mart tarihinde de Hindistan’a giriş yaptı. Dışkı yoluyla altınları çıkarmayı planlayan işadamı küçük altın külçelerinin ince bağırsaklarında takılı kalması ile acı içerisinde kaldı.

Bol miktarda su ve müshil ilacı içmesine rağmen bunları çıkaramayan işadamı 7 Nisan’da hastaneye gidip pet şişe kapağı yuttuğunu ve ağrı yaptığını söyleyerek ameliyat olmak istedi. 9 Nisan’da yapılan X-ray sonuçlarında bağırsaklarında yabancı bir metal olduğu saptandı. Doktorlar çıkardıkları şeylerin altın parçaları olduğunu görünce polis ve gümrük görevlilerine haber verdi.

Gümrük görevlileri 12 küçük külçe altının toplam değerinin 1.2 milyon rupi (yaklaşık 45 bin lira) olduğunu açıkladı. İşadamı hastaneden çıkarılıp gözaltına alındı.

Tedaviyi gerçekleştiren doktor, “Chandni Chowk’da iyi işler yapan zengin bir işadamı” diye nitelendirdiği kişinin böyle bir şeyi yapmasına çok şaşırdıklarını söyledi.

Hindistan hükümetinin gümrük vergisini yüzde 8′den yüzde 10′a çıkardığından bu yana altın kaçakçılığında artış görüldüğü bildirildi.

Masaj salonunda müşterilerle cinsel ilişkiye giriyorlarmış!

Adana emniyet Müdürülğü Ahlak Bürosu ekipleri, müşterileri ile para karşılığı cinsel ilişkiye giren kadınların çalıştığı masaj salonuna baskın düzenledi

Polisin gözaltına aldığı işyeri sahibi 43 yaşındaki Selda T. tutuklandı, masörlük yapan kız kardeşi 37 yaşındaki Sema T. İle 29 yaşındaki Birgül K, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Merkez Sarıçam ilçesi İncirlik Yenimahalle’de bulunan bir masaj salonunda masöjlük yapan kadınların para karşılığı müşterileri ile cinsel ilişkiye girdiğini belirledi. İşyerine baskın düzenleyen polis, müşteri ve çalışanları yakaladı. Erkek müşterilerden Ş.Ç, para karşılığı ilişkiye de girdiğini söyledi. Ş.Ç.’nin ifadesi üzerine masaj salonunun sahibi Selda.T., masör olarak çalışan işyeri sahibinin kız kardeşi olan Sema. T ve Birgül K gözaltına alındı.

Ahlak Bürosu’ndeki sorgularının ardından adliyeye sevk edilen Selda T. ‘para karşılığı fuhuş yaptırmak, fuhuşa yer temin etmek ve aracılık’ suçlarından tutuklandı. Masöj olduklarını ileri süren Sema T ile Birgül K ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Nişanlısını öldüren vahşi katiline polis kıyafeti giydirdiler

Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı Emirbeyazıt Mahallesi'nde  4 ay önce nişanlandığı B.K.'yi falçatayla ağır yaraladıktan sonra Menteşe Komiser Hamdi Bey  Karakolu'na teslim olan A.Ş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 

Ağır yaralanan kız arkadaşı B.K. ise, dün akşam gerçekleşen ameliyatın  ardından sevk edildiği Marmaris Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti.

Polis, katil zanlısına Menteşe Komiser Hamdi Bey Karakolu'nda çelik  yelek ve polis elbisesi giydirirken zanlının bulunduğu ekip aracına da 2 ayrı  ekip otomobili eskortluk etti.

Sağlık kontrolü için önce Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi eğitim ve  Araştırma Hastanesine getirilen katil zanlısı daha sonra 'Kasten Adam Öldürme'  suçuyla adliyeye sevk edildi.

Zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Köpeğin ağzında bebek cesedi.Görünce ŞOK Oldu.

Osmaniye'nin Kadirli İlçesi'nde bir çalılığın altında sahipsiz köpek tarafından çıkarılan bebek cesedi bulundu. Cesedi köpeğin ağzında görenler şoke oldu.

Korkunç olayda köpeğin toprağı eşeleyerek bir şey çıkardığını gören 29 yaşındaki Ebru Tekdemir, ne olduğunu anlamak için baktığında hayvanın ağzında bir bebek cesedi olduğunu görünce gözlerine inanamadı! Osmaniye'nin Kadirli İlçesi'nde gömülmüş bir kız bebeği cesedi bulundu.

Bir köpek tarafından gömüldüğü yerden çıkarılmasıyla fark çedilen bebeğin ölüm nedeni bilinmezken, 10-15 gün önce gömüldüğü tahmin ediliyor.Saat 10.00 sıralarında Kadirli İlçesi'ne 10 kilometre uzaklıktaki Yenigün Köyü'nün Ziyaret Mevkii'nde bir köpeğin toprağı eşeleyerek bir şey çıkardığını gören 29 yaşındaki Ebru Tekdemir, ne olduğunu anlamak için baktığında hayvanın ağzında bir bebek cesedi olduğunu görünce, babası İsmet Tekdemir'e haber verdi.

 İhbar üzerine olay yerine gelen jandarma ve cumhuriyet savcısı, yaptığı incelemede bebeğin kız olduğunu tespit ederken, cesedi Kadirli Devlet Hastanesi Morgu'na kaldırıldı. 10-15 gün önce gömüldüğü tahmin edilen bebeğin burada yapılan ön otopsinin ardından, kaç aylık olduğu, cinayet sonucu mu, yoksa doğal yollarla mı öldüğünün tespiti için Adana Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.

'ELLERİNİ GÖRÜNCE KORKTUM'
Ebru Tekdemir, toprağı eşeleyen köpeğin ağzında bir şey gördüğünü belirterek, "Ağzındakinin tavuk olduğunu zannettim. Köpeğin yanına vardığımda bebeğin elleri ve kollarını görünce çok korktum. Hemen annemi ve babamı çağırdım. Daha sonra jandarmaya haber verdik" dedi.Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, bebeğin ailesinin tespit etmek için de jandarma geniş çaplı bir araştırma başlattı.

1 Mayıs 2014 Perşembe

Cani Ablasını vermediler diye Gizem’i öldürdü

Adana'da pazar gününden bu yana kayıp olarak aranan 6 yaşındaki Gizem Akdeniz'in cesedi yakılmış halde bulundu. Elleri ve ayakları koli bandıyla sarılan minik Gizem'in önce bıçaklandığı daha akabinde boğularak öldürüldüğü belirlendi.

 Vahşi cinayeti, küçük kızın ablasıyla evlenmesine izin verilmeyen 25 yaşındaki akrabaları Süleyman Akdeniz'in 'intikam' için işlediği anlaşıldı. Cinayeti ilk gün işleyen zanlının, iki gün devam eden arama faaliyetlerine da katıldığı anlaşıldı. Merkez Seyhan ilçesi Tellidere mahallesinde önceki pazar günü annesi pazara gidince sokağa çıkan ve tekrar haber alınamayan ilkokul birinci sınıf öğrencisi Gizem Akdeniz'i bulabilmek için neredeyse tüm şehir seferber oldu.

 Ancak acı haber dün sabaha karşı geldi. Asayiş ve Çocuk Şube Müdürlüğü'nde Gizem'i bulmak için kurulan özel ekip, havadan ve karadan gece gündüz çalışmalarını sürdürdü. Çevredeki 100'den çok işyerinin kameraları tek tek incelendi. Kamera kayıtlarında bazı görüntülere ulaşan polis, mahalleden yüzlerce kişiyle yüz yüze görüştü. Birkaç görgü tanığının, Gizem'i en son akrabası Süleyman Akdeniz ile el ele yürürken gördüklerini söylemesi üzerine Akdeniz 'şüpheli' listesine alındı. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, özel bir sitede emniyet elemanı olarak çalışan ve bekâr olan Süleyman Akdeniz'i ifadesini almak için evvelki sabah emniyete götürdü. Gizem'in kaybolduğu gün hangi yerde olduğu sorulan Akdeniz, "Otomobilimle ailemle pikniğe gittim" dedi. Polis Süleyman Akdeniz'den yol güzergâhını öğrenip serbest bıraktı.

ELLERİ AYAKLARI BAĞLI
Akdeniz'den aldığı yol haritası üzerine ekipler MOBESE kameraları ve çevredeki işyerlerinin kameralarını inceledi. Süleyman Akdeniz'in kullandığını söylediği güzergâh ile aracının MOBESE'lerde tespit edilen güzergâhı birbirini tutmadı. Bütün delilleri değerlendiren polis, önceki akşam 22.00 sularında Süleyman Akdeniz'i yeniden tutukladı. Yaklaşık 30 dakika boyunca çelişkili ifadeler veren zanlı sonunda Gizem'i öldürdüğünü itiraf etti. Süleyman Akdeniz'in cesedin yerini söylemesi üzerine harekete önceki polis, dün 01.30 sularında Kabasakal Mezarlığı Rüzgârlı Tepe mevkisinde küçük kızın el ve ayaklarının koli bandı ile sarılmış, bıçaklanmış ve üzerine benzin dökülerek bir kısmı yakılmış haldeki cesedini buldu. İlk incelemede işkence yapıldıktan akabinde boğularak öldürüldüğü belirlenen Gizem'in cesedi otopsi için Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.

KAN DONDURAN İFADE
Baba Mustafa Akdeniz'in amcasının oğlu olan ve aynı sokaktaki karşı binada oturan Süleyman Akdeniz'in ilk ifadesinde "Üniversitede hemşirelik bölümünü okuyan Gizem'in ablası Gamze'yi ailesinden istedim. Babası izin vermedi. Ben de intikam almak için Gizem'i kaçırdım. Aynı gün akşam saatlerinde öldürdükten akabinde Gizem'in evine geldim" dediği açıklandı. Zanlının, dikkat çekmemek için küçük kızın arama faaliyetlerine da katıldığı öğrenildi. Sağlık kontrolüne zırhlı araçla götürülen zanlıya çelik yelek de giydirildi. Zanlının ailesinin de evlerini ve mahalleyi terk ederek kaçtığı öğrenildi.

 Çıkarıldığı 4. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanan zanlının sorgusuna katılması için Adana Barosu tarafından çağrı yapılan avukatlar ise negatif yanıt verdi. Bunun üzerine baro yönetim kurulu üyesi bir kişi sorguya yer aldı. Zanlı Akdeniz'in ifadesinde "Gizem olmasa o aileden başka birini öldürecektim. Olay günü Gizem dışarıda oynuyordu. 'Pikniğe gideceğiz' diyerek kandırdım. Boş arazide otomobili park ettim. Koli bandıyla, ellerini ayaklarını bağladım. Ağzını bantladım.

 Sonra bıçakladım. Ayağa kalkınca üzerine benzin döküp yaktım. Çığlıklar attı. 25 dakika bekledim, ağladım ve olay yerinden ayrıldım" dediği öğrenildi. Öte yandan morgda kızının cesedini teşhis eden baba bayıldı. Anne Hatice, 3 ablası ve yakınları sinir krizleri geçirdi. Yakınları "Asın bu katili" diyerek haykırırken, abla Gamze ise "Onu kendi ellerimle öldüreceğim. Kardeşimin suçu neydi, ona nasıl kıydı" diyerek feryat etti. Gizem'in cenazesi Kabasakal Mezarlığı'nda toprağa verildi.

'ACİLEN TEDBİR ALMAMIZ LAZIM'
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, çocuk ölümleriyle alakalı olarak, "Hiç yaşamayı istemediğimiz olaylar. Acilen önlem almamız gerekiyor" dedi. Meclis'te gazetecilerin sorusu üzerine, son günlerde çocuklara dönük yaşananların üzücü ve hiç yaşamayı istemedikleri olaylar olduğunu belirten İslam, "Acilen önlem almamız gerek. Bakanlık olarak bizim üzerimize düşen sorumluluk aileleri bilinçlendirmek; çocukların, kendilerine yönelen bu tür kaba kuvvet olaylarında neler yapabileceklerini planlamak ve çocukları bu istikametinde eğitmek" dedi.

ÇOCUKLARI KORUMAK
İkinci görevlerinin de aileleri eğitmek, bilinçlendirmek, çocuklarını toplumsal şiddete karşı nasıl koruyacaklarına yönelik olarak eğitmek olduğunu kaydeden İslam, "Çocuklar ve ailelerin bu tür şiddete maruz kalmamalarını sağlamak için ne yapılabileceğini organize etmek... Bunun için çalışıyoruz, İçişleri ve Adalet bakanlıkları ile beraber toplantılar yapacağız. Bu süreç içerisinde ihtiyaç görürsek başka kurum ve kuruluşlarla da toplantılar yapacağız" diye açıkladı.

CİNSEL SUÇ TASARISI
Çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarla alakalı tasarı taslağı çalışmalarını Adalet Bakanlığı ile beraber sürdürdüklerini belirten İslam, "Bu mevzu ile ilgili bundan evvel hazırlanmış bir faaliyet vardı. Ama biz şimdi Adalet Bakanlığı ile beraber konu üzerinde çalışıyoruz. Çalışma, toplumda özellikle çocuklara yönelik işlenen cinsel suçlara karşı, bütün kanunları gözden geçiren bir tasarı taslağı çalışması" dedi.

Gizem’in katili cezaevinde iki kez intihara kalkıştı

Adana'da kaybolduktan 36 saat sonra cesedi bulunan 6 yaşındaki Gizem Akdeniz'in katil zanlısı 25 yaşındaki Süleyman Akdeniz, tutuklandıktan sonra konulduğu cezaevinde 2 kez intihar girişiminde bulundu.

Gizem Akdeniz'in ablası Gamze Akdeniz ile evlenmesine izin verilmediğini ileri sürerek intikam için cinayeti işlediğini iddia eden katil zanlısı Süleyman Akdeniz, tutuklanarak Kürkçüler E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. 29 Nisan'da nöbetçi mahkemece  'çocuğu veya beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi öldürme, canavarca hisler veya eziyet çektirerek öldürme suçlarından' tutuklanan Süleyman Akdeniz ceza evinde 2 kez intihara kalkıştı. Akdeniz dün Dr. Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edildi. Akdeniz'in ikinci kez intihara kalkışmasının ardından tedavi ve müşahede altında tutulması için hastaneye gönderildiği bildirildi.

Katil zanlısı Süleyman Akdeniz, Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin Adli Psikiyatri Ünitesi'nde gözetim altında tutuluyor.

30 Nisan 2014 Çarşamba

Gizem'in katili kızlarını öldürdüğü acılı ailenin yanında timsah gözyaşları dökmüş!

Adana’da kaybolduktan 36 saat sonra öldürülmüş olarak cesedi bulunan 6 yaşındaki Gizem Akdeniz’in katil zanlısı 25 yaşındaki Süleyman Akdeniz’in küçük kızın fotoğraflarını afiş yaptırıp sokak sokak aradığı ortaya çıktı. Acılı anne Hatice Akdeniz, “Benim yüreğim yanarken o, yanımızda hiçbir şey olmamış gibi bizim acımızı paylaşmış. Meğer soğukkanlı bir caniymiş” dedi.

Evlerinin önündeki taziye çadırında minik kızı için gözyaşı döken anne Hatice Akdeniz  katil zanlısının idam edilmesini istedi.  Gizem kaybolduktan sonra katil zanlısı Süleyman Akdeniz’in hep yanlarında olduğunu anlatan Hatice Akdeniz, şöyle yakındı:

“Ben yavrumun acısıyla yanıp tutuşurken o da yanımızdaydı. Fotoğraflarını çoğaltıp afiş yaptı, sokak sokak dağıttı. Bizimle beraber aramalara katıldı. 2 kez gözaltına alınmış, şikayetçi olup olmadığım soruldu, hiç şüphelenmediğimiz için şikayetçi olmadım. Baba kahrolurken, aile kahrolurken yanımızdaydı.  Benim yaşadıklarımı göre göre bunu yaptığını duyunca bir kez daha kahroldum. Benim acım yaşanacak bir acı değil. Yavrum paramparça oldu. Meğer acımızı görüp için için gülüyormuş. Katil olduğu hiç aklıma gelmedi. Meğer soğukkanlı bir caniymiş” diye konuştu.

GAMZE EVLENMEK İSTEMEDİ
Savcılık ve mahkemedeki ifadesinde Gizem’in ablası Gamze ile sevgili olduklarını ve ailesinin evlenmelerine izin vermediğini ileri süren katil zanlısı Süleyman Akdeniz’in yalan söylediğini anlatan  Hatice Akdeniz, bu konuda da şöyle dedi:
“2 yıl kadar önce annesi ile yengeleri bize geldi. Gamze de yanımızdaydı, niyetlerini açıkladılar. Çok sevdiklerini söyleyip kızımı istediler. Çukurova Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği okuyan kızım Gamze de, ‘Ben okulu bitirip, mesleğimi elime almadan evlenmem. Ne onunla ne de bir başkası ile evlenmeyi düşünmüyorum’ cevabını verdi. Onlar da, ‘madem öyle okul bitsin, belki fikriniz, kararınız değişir. O zaman yeniden konuşuruz’ diyerek gittiler. O günden sonra hiçbir tatsızlık olmadı, ne bir tartışma ne de ısrar hiçbir şey olmadı. Unutup gittik. Meğer içinde kin besliyormuş.”

AYNI ACIYI O DA YAŞASIN
Katil zanlısının da kızının çektiği acıyı çekmesini istediğini belirten Hatice Akdeniz, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Ben şimdi yaşıyorsam, o katilin cezaevinde öldüğü haberini almak için. Kızıma yaptığı işkencenin aynısını yaşamasını istiyorum. Ona da aynı acıları tattırsınlar. Başka annelerin yüreği de benim ki gibi yanmasın. Acımı tarif edemiyorum. Buradan Başbakanımıza sesleniyorum. Böylesi insanlar için idam cezası gelsin. Benim yavrumun dışında milyonlarca evlat yanıyor. Başbakanımızın evladının, torunun başına gelse, çocuklarının başına gelseydi. Başbakanımız 24 saat içinde o insanı yok ederdi. Kendi ‘yüreği soğusun’ diye. Eğer Başbakanım beni bir vatandaşı olarak biliyorsa benim de yüreğimi soğutsun. O’nun eşi de bir anne, onun da torunları var. Kendilerini benim yerime koysunlar. Haberini versinler desinler ki, ‘Hatice Hanım yavruna yapılanın aynısı ona da yapılıyor’ desin. Benim yavrumun toprağı soğumadan onun da acısı bana gelsin. O zaman ben biraz rahatlayacağım. Biraz yüreğime su serpilecek. Yavrum orada rahat yatacak. Eğer Başbakanımız buna izin vermezse demek ki gerçekten duyarlı değil. Aynı onun gibi cellat. İçeride onu beslediği sürece Başbakanımız onun gibi cellattır.”

KILIÇDAROĞLU DA ARADI
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun de kendilerini telefonla arayarak acılarını paylaştığını kaydeden Hatice Akdeniz, “Kemal Bey, başsağlığı diledi. Allah razı olsun onlardan. ‘Elimizden gelen her türlü yardıma her türlü her şeye varız’ dediler. Ben Kılıçdaroğlu’nun duyarlı olduğu kadar Sayın Başbakanımızın da duyarlı olmasını istiyorum” diye konuştu.

AİLESİ TERK ETTİ
Doğuştan kalbi delik olduğu için ağır işlerde çalışamadığı kaydedilen Süleyman Akdeniz’in ailesi ise aynı sokakta oturduğu 3 katlı binayı terk etti. Polis tarafından mahalleden götürüldüğü belirlenen ailenin nereye yerleştirildiği ise bilinmiyor. Bu arada olayın kan davası dönüşmesinden çekinen Gizem Akdeniz’in yakınları da, “Devlet onları başka bir şehre yerleştirsin. Bu mahalleden de Adana’dan da uzaklaşsınlar. Her ne kadar akraba da olsak, istenmeyen durumlar yaşanabilir” diyerek uyarıda bulundu.

GİZEM’İ ÖLDÜREN ZANLI AKIL HASTANESİNE GÖNDERİLDİ
Adana’da 6 yaşındaki Gizem Akdeniz’i öldüren 25 yaşındaki Süleyman Akdeniz’in, akli dengesinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi için Ruh Sağlığı Hastanesi’ne gönderildi. Cinayet zanlısı Süleyman Akdeniz, yakalandıktan sonra mahkeme tarafından tutuklanarak Adana Kürkçüler Cezaevi’ne gönderilmişti. Bugün öğle saatlerinde Akdeniz’in akli dengesinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi için Dr. Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildi. Akdeniz’in 2 hafta boyunca hastanede müşahade altında tutulacağı ve çeşitli testlerden geçirilerek akli durumu ile ilgili rapor hazırlanacağını bildirildi.