internet yasakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet yasakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2014 Cuma

Anayasa Mahkemesin'den bir iptal daha.

Anayasa Mahkemesi, BTK'ya elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi veren kanun hükmünü iptal etti

Anayasa Mahkemesi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi veren kanun hükmünü iptal etti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun söz konusu düzenlemeyi içeren 51. maddesinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştu.

Başvuruyu esastan inceleyen Yüksek Mahkeme, Kanun'un bu maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmetti.

İptal hükmü, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girecek.

3 Nisan 2014 Perşembe

Twitter'a erişim yasağı kaldırıldı.

Anayasa Mahkemesi'nin Twitter'a erişim yasağını ifade özgürlüğüne aykırı bulan kararının ardından sosyal medya sitesine yönelik erişim engellemesi kaldırıldı.

Reuters'a bilgi veren Başbakanlık yetkilileri yasağın kaldırıldığını teyit etti.

Youtube'a erişim engeli ise devam ediyor.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), Twitter'a erişimin engellemesine neden olan mahkeme kararlarını kaldırdı.

TİB'in internet servis sağlayıcılara Twitter'ın yasaklanmasına neden olan mahkeme kararlarının kaldırıldığını bildirmesi durumunda Twitter'a erişim tekrar sağlanmaya başlanması bekleniyor.

TİB, çeşitli kullanıcıların hesaplarının askıya alınması yönünde farklı mahkemelerden alınmış kararları Twitter'ın dikkate almadığı gerekçesiyle, 20 Mart'ta Twitter'a erişimi engellemişti.
Anayasa Mahkemesi'nin, Twitter'a erişim engellenmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine ve bu kararın kaldırılmasına ilişkin kararı bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.

1 Nisan 2014 Salı

An itibarıyla facebook da kapatıldı.

Twitter'a ve Youtube'a erişimin engellenmesinin ardından gözler diğer sosyal medya ağlarına çevrildi. Türkiye, Twitter  ve Youtube'a yapılan engellemeyi konuşurken bugün bir yasak haberi daha gündeme bomba gibi düştü. 

FACEBOOK DA KAPATILDI

Mikro blog sitesi Twitter ve dünyanın en büyük video paylaşım sitesi Youtube'tan sonra gözler Facebook'a çevrilmişti. İnternet kullanıcıları "Facebook kapatılacak mı?" sorusunu sorarken beklenen kötü haber geldi. Facebook'un da kapatıldığı yönündeki bilgi kullanıcılar şoke etti.

TWİTTER VE Youtube DA KAPATILMIŞTI

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (TİB), vatandaşların şikayetleri üzerine, Twitter'da kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin ihlali nedeniyle mahkemelerce erişimin engelleme kararı vermişti. Youtube ise Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’e ait olduğu iddia edilen ses kaydının ardından erişime engellenmişti.

Ayrıntılar gelecek...

(NOT: Tabii bugün tarih 1 Nisan ve bu haber de tamamen şaka amaçlıdır.)


28 Mart 2014 Cuma

İnternet yasakları cuma hutbesin de!

28 Mart Cuma hutbesinde Türkiye genelinde tüm camilerde okutulan ‘Hürriyet ve mesuliyet’ hutbede, internet yasaklarına da gönderme yapılırken, cami cemaatine “Gemiyi alttan delmek isteyenlere izin vermeyin” çağrısı yapıldı.

“TEKNİK İMKANLARI KULLANIP EKOLOJİK DENGEYİ BOZUYORLAR”

Hutbede, Twitter ve Youtube yasaklarıyla ilgili “Kitle iletişim araçlarıyla dünyamızın küçüldüğü, geminin dibini delmek isteyenlerin çoğaldığı, teknik imkânları kullanıp tabiatın ekolojik dengesini dahi bozacak kadar ileri gittikleri günümüzde insanlık, Kur’an-ı Kerim’in ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in özgürlük ve sorumluk konusundaki mesajlarına her zamankinden daha fazla muhtaçtır.” ifadelerine yer verilirken, sosyal medya yasaklarının yer aldığı hutbeden dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı’na tepki yağdı.
Bugün okutulan hutbe şöyle:

“Peygamber Efendimiz (s.a.s), Cahiliye karanlığındaki kalplere iman nurunu yerleştirmek için elinden gelen gayreti gösteriyordu. Bir yandan hâl ve hareketleriyle getirdiği hidayeti yaşayarak sunarken bir yandan da etkili ve üstün hitabetiyle ilâhî mesajı en hikmetli kelimelere döküyordu. Bir gün insan ve toplum için hayatî bir önem taşıyan “hürriyet ve mesuliyet” duygusunu ashâbına güzel bir benzetmeyle şöyle anlatıyordu: Toplumsal sorumluluğun ve bireysel hürriyetin sınırlarını belirleyen bu hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), çok beliğ bir üslupla yaşadığımız dünyayı bir gemiye, bütün insanları da bu gemide yol alan yolculara benzetir.

Yolcular kendi içlerinde iki kısma ayrılır. Bir kısmı Allah’ın koymuş olduğu sınırları gözeten ilim, irfan, akıl ve erdem sahibi insanlar; diğer kısmı ise bu sınırları çiğneyen, heva ve arzularına esir düşmüş, hürriyeti başıboşluk ve sorumsuzluk olarak telakki eden, sonu hem kendisinin hem de insanlığın felaketi olacak bir hürriyet anlayışına sahip olan kimselerdir.

“GEMİNİN DİBİNİ DELMEK İSTERLER”
Gemi hareket etmeden önce bu iki grup insan kura ile gemide yolculuk yapacakları yerleri belirlemiş, birinciler üst kısımda, ikinciler ise alt kısımda yerlerini almışlardır. İlahî rotada seyreden gemi, tam denizin ortasına vardığında aşağıdakiler güya yukarıdakileri gidip rahatsız etmemek gibi masumane görünen bir bahaneyle su ihtiyaçlarını gidermek için geminin dibini delmek isterler.

İşte bu hâl karşısında yukarıdakiler bütün insanlığın ortak malı olan bu geminin delinip su almasına mani olmadıkları takdirde yukarıdakilerle aşağıdakiler hep birlikte helak olacaktır. Ancak önlerine durup hikmetli bir yolla engel oldukları zaman sadece kendileri değil aşağıdakiler de batmaktan kurtulacaklardır.[1]
Hürriyet ve mesuliyet, zıt gibi görünen ancak birbirinden asla ayrılmayan iki kavramdır. Fertler ve toplumlar, yaratıcılarına, üyesi oldukları insanlık âlemine, üzerinde yaşadıkları ve ortak olarak kullandıkları tabiata karşı görevlerini ifa ettikleri oranda hürdür.

Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zannediyor?”[2] buyuruyor. İslam’a göre hürriyet, başıboşluk demek değildir. Sorumsuzluk demek hiç değildir. Hürriyet, kötülük yapma ve günahlara dalma özgürlüğü demek değildir. Hürriyet, insanın, sadece başkasının köleliğinden, sadece başkasının emir ve direktiflerine göre yaşamasından kurtulması demek de değildir. Hürriyet, Allah’tan başkasına boyun eğmemek, O’ndan gayrısına teslim olmamak anlamına gelir. İslâm’da hürriyetin çok geniş bir anlam dünyası vardır. Hatta İslam alimleri iffet, içtihat, sabır, hilm, af, cömertlik, kanaat ve takva gibi yüce hasletleri hep hürriyetin birer şubesi olarak değerlendirmişlerdir. Zira iffet, cinsel arzulara esir olmamaktır. İçtihat, tembellik ve rahata esir olmamaktır. Sabır, korku ve sıkıntıya esir olmamaktır. Hilm, öfkeye esir olmamaktır. Af, intikam duygusuna esir olmamaktır. Cömertlik ve kanaat, mal sevgisine ve paraya esir olmamaktır. Takva ise nefsin hevasına ve şeytana esir düşmemektir. İslâm’ın insana kazandırmak istediği hürriyet, en başta kendi hevâ, heves, tutku ve arzularına kul ve köle olmaktan kurtulması anlamındaki hürriyettir. Ahlâkî ve vicdanî hürriyettir. İrade hürriyetidir. İrade hürriyeti kazanılmadan diğer hürriyetler korunamaz.

Günümüzde birçok hata, hürriyet kavramının yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Zira çoğu kimseye göre hürriyet, kişinin her yapmak istediğine sahip olmasıdır. Ancak unutmayalım ki böyle bir anlayış hem kişiyi hem de toplumu esarete ve felakete sürükler.

Kitle iletişim araçlarıyla dünyamızın küçüldüğü, geminin dibini delmek isteyenlerin çoğaldığı, teknik imkânları kullanıp tabiatın ekolojik dengesini dahi bozacak kadar ileri gittikleri günümüzde insanlık, Kur’an-ı Kerim’in ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in özgürlük ve sorumluk konusundaki mesajlarına her zamankinden daha fazla muhtaçtır.

Hepimiz, Rabbimizin bize emanet ettiği ortak gemide ebediyete doğru seyrüsefer halindeyiz. Rabbimiz, can emanetini sahibine teslim edinceye kadar bu gemiyi delmeden ve deldirmeden, sahil-i selâmete erebilmeyi cümlemize nasip ve müyesser eylesin!”